hirsizlardan Allaha siginma

İnsan ülkesi değil, kurtlar sofrası demek de kurtlara hakaret olur, şeytana ruhunu satan aç gözlerin çoğunluk haline geldiği bir ülkede yaşıyoruz artık.


İş yapanlara paralarını vermeyenler veya eksik verenler, kul hakkı yemeyi marifet sanıp övünenler, borç alıp sonra da inkar edenler ve borçlarını ödememek için iğrençleşenler, emekçinin aldığı parada gözü kalan aç köpekler, bu dünyanın bir de ötesi var umurunda olmayan şerefsizlerin şerrinden korunmak için aşağıdaki duayı sık sık okumayı alışkanlık haline getirsek her şey belki de daha iyi olur. 

Yedikleri kul hakkının cezasını bu dünyada da çekiyorlar da farkına varmıyorlar, sanıyorlar ki yedikleri her haram lokma yanlarına kar kalacak,sanıyorlar ki başkasının hakkına da sahip olmak marifet. Allah'ın adaleti şaşmaz.

Allah kul hakkı yiyen kötüleri ıslah etsin inşaAllah.

Asrı Saadette ticaretle uğraşan bir tacir mümin vardı.
Bu tacir ticaretinde helal haramı gözetir. Allah ve Resulü için bu ticareti yapar, herkesin hakkına riayet ederdi. Ticaretini Şam ile Medine arasında gerçekleştirir çoğunlukla da ticaret kervanları ile hareket etmez, tek başına yolculuk yapmayı severdi.

Bir alacağını almış, satacağını da satmış ve Şam’dan Medine ye doğru hareket etmişti. Epeyce yol almıştı ki, baştan aşağı silahlı bir eşkıya ile karşılaştı. Eşkıya bu mümin taciri tehdit etti;

"Mallarını şuraya indir, develerini de şu ağaca bağla.”
Mümin tacir:

“Mallarım senin olsun, beni bırak gideyim.

Eşkıya;

"Bugüne kadar soyup da öldürmediğim kimse yok Senin hem mallarını alacağım, hem de canını.”

“Madem beni öldürmeye kararlısın, senden son bir talebim var"

“Söyle talebini”
“Ben Müslüman'ım abdest alıp, iki rekât namaz kılayım ondan sonra beni öldür."

Eşkıya izin verir. Tacir önce abdestini alır, sonra da İki rekât namaz kılar ve ellerini Rabbine açar:

‘Ya Vedud! Ya Vedud! Ya Ze’l-arşi’l-mecîd! Ya Mübdi, Ya Mu’id! Ya Fe’aalün lima yürid! Eselüke bi-nuri vechike’l-lezi mele’e erkane arşike ve es’elüke bi-kudretike’l-leti kadderte biha halkake ve bi rahmetike-lleti vesiat külle şeyin. La ilahe illa ente. Ya Muğis, eğisni! Ya muğis, eğisni! Ya muğis, eğisni!

Mümin tacirin duası bitmişti ki, çok garip bir hadise meydana gelir. Birden beyaz bir at üstünde yeşil elbiseli, elinde de harbe olan bir süvari peyda oldu. Eşkıya şaşırmış, ne yapacağını bilemez bir durumda idi. Eşkıya, taciri ve malları unuttu, ortaya çıkan bu süvariye saldırdı. Süvari bir darbe ile eşkıyayı yere düşürdü.

Süvari tacire dönerek: “Öldür bu eşkıyayı" dedi.

"Ben hayatımda kimseyi öldürmedim, insan öldürmeyi hoş görmem. Beni bağışla.”dedi.

Sonra süvari eşkıyayı bir darbe ile öldürdü.

Tacir sordu: “Sen kimsin?"

“Ben üçüncü kat gökte duran bir meleğim. Bu adamı öldürmeyi Allah Teala bana nasip etti. Sen namazından sonra ellerini kaldırıp duaya başladığında, gök kapılarının çalındığını duyduk, öyle şiddetle çalınıyordu ki. Mühim bir hadisenin olduğunu anladık. İkinci defa dua ettiğinde gök kapıları açıldı. Üçüncü defa dua ettiğinde, Allah Teala, Cebrail Aleyhisselam’ı görevlendirdi.

Cebrail Aleyhisselam şöyle dedi:

‘Dua eden falan mümini kim kurtaracak” Ben talep ettim de görevlendirdiler. Ey Allah Teala’nın mümin kulu! İyi bil ki! Senin yaptığın bu duayı kim yaparsa Allah Teala onun sıkıntısını giderir, ona yardım eder.”

Bu hadiseden sonra mümin tacir yola koyulur ve Medine’ye varır. Soluğu Kâinatın Efendisi Sallallahu aleyhi ve sellem’in huzurunda alır ve başından geçen hadiseyi anlatır. Taciri dinleyen Kâinatın Efendisi Sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur:

"Muhakkak ki, Allah Teala sana esma-i hüsnayı telkin etmiş. 0 isimlerle Allah Teala’ya dua edilirse, istenen verilir.”

About Zehra Karaaslan

«
Next
Sonraki Kayıt
»
Previous
Önceki Kayıt