kul hakkı

Borç alan kişi, borcunu ödememek niyetiyle almış ise, yahut borcun vadesi geldiği halde, imkânı olduğu halde ödemeyen günahkar olur, alacaklının (kul) hakkını gasb etmiş olur. 


Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır:
"Zenginin borcunu geciktirmesi zulümdür. Biriniz (alacağı) bir zengine havale edilirse kabul etsin"
(Buhârî, Havale 1-2; Istikraz, 12; Muslim, Musâkât, 33; Ebû Davûd, Buyû', 10; Nesâi, Buyû, 100, 101; Tirmizî, Buyu', 68; Ibn Mâce, Sadaka, 8; Mâlik, Buyu', 84; Dârimî, Buyû', 48; Ahmed b. Hanbel, II, 71, 245, 254, 260)
Hadiste matl (geciktirme); bir kimsenin borcunu vermeyi geciktirmesi, alacaklıyı oyalaması, savsaklaması karşılığında kullanılmıştır. Kurtûbi bu kelimenin, "ödemesi gereken borcu, imkânı varken ödememek" manasına olduğunu söyler.

Fakat borçlu kişi, vâdesi geldiğinde imkânı olmadığından ödeyemiyorsa, alacaklının süre konusunda yardımcı olması uygun olan bir davranıştır. Çünkü 
"Borçlu darda ise eli genişleyinceye kadar ona mühlet verin. Bilmiş olsanız borcu bağışlamanız sizin için daha hayırlıdır" (Bakara, 280) buyrulur. 
Tabarânî'nin Ebu Umâme (r.anh)'den nakline göre Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: 
"Kendi gölgesinden başka hiçbir gölgenin bulunmayacağı bir günde Allah'ın kendisini gölgelendirmesini arzu eden bir kimse, zor durumda kalmış olana kolaylık sağlasın veya onun borcunu indirsin." Bu manada pek çok hadis vardır. (İbn Kesîr, Tefsiru'l-Kur'anı'l-Azım, Istanbul 1984, I, 491).

Buhâri, Ebu Hurayra'dan şöyle rivayet etmektedir: Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu: 
"Insanlara borç veren bir tüccar vardı. Zor durumda kalmış birisini görünce çocuklarına, onun borcunu affedin, belki Allah bizi bağışlar derdi. Nihayet Allah da onu bağışladı. " (İbn Kesîr, Tefsiru'l-Kur'anı'l-Azım, Istanbul 1984, I, 491)

Imam Ahmed'in rivayetine göre Ibn Ömer şöyle dedi: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Duasının kabul olunmasını, kederlerinin açılmasını isteyen, borcunu ödeyemeyen, zorda kalmış kimseyi bu durumdan kurtarsın." (Ahmed b. Hanbel, II, 23)

Taberâni, Ibn Abbas'dan şöyle dediğini rivayet etmektedir: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: 
"Borcunu ödemekte zorluk çeken birisine kolaylıkla ödeyeceği zamana kadar muhlet veren bir kimseye, Allah da günahı sebebiyle tövbe edinceye kadar muhlet verir. "
Ibn Abbâs'ın rivayet edib Imam Ahmed'in kaydetmiş olduğu hadise göre Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: 
"Borcunu ödemekte zorluk çeken birisine mühlet veren veya borcunun bir kısmını bağışlayan kimseyi yüce Allah Cehennem ateşinden korur" (Buhârî, Buyû' 17; Muslim, Zuhd 74; Tirmizî, Buyû' 67; Ibn Mace, Sadakat 14; Ahmed b. Hanbel I, 327, II, 359)

Alacaklının, borçlusundan borcunu kendisine ödeyebilmesi diye has bir dua olmamakla birlikte, bu tür manâlarda içinizden geldiği gibi dualarda bulunmanız mubahtır. 
Borçlu olan kimsenin, kendi borcunu ödeyebilmesi için yapması gereken dualardan birini zikredecek olursak ;

Ebû Hurayra (r.anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.): Herhangi birimiz yatacağında bize şöyle dememizi emrederdi: 
Allah’ım Ey göklerin ve yerlerin Rabbi, bizim ve her şeyin rabbi, taneyi ve çekirdeği yaran, Tevrat’ı, İncil’i ve Kur’ân’ı indiren! Her şerlinin şerrinden sana sığınırım ki her şeyin iradesi senin elindedir. Önce sensin senden önce hiçbir varlık yoktur. Ahir olan sensin senden sonra hiçbir varlık yoktur. Zahir olan sensin senin üzerinde hiçbir varlık yoktur. Bâtın sensin senin ötende hiçbir şey yoktur. Benim borçlarımı ödettir ve beni fakirlikten kurtar.” 
(Muslim, Zikir: 27; Ebû Dâvûd, Edeb: 17; Tirmizi, Dua, bab 19, Hadis no: 3400)


Zalim ve Kötülere Karsi Yardim Duasi 
Okunuşu: 
"Rabbi e'inni ve la tu ni 'aleyye vensurni ve la tensur 'aleyye vem- kürli ve la temkür aleyye vehdini ve yessirli'l-hüda vensurni ala men bega aleyye. Rabbic'alni leke sekkaran, leke zekkaran, leke rahhaben, leke mitva an leke muhbiten, ileyke evvahen müniba. Rabbi tekabbel tevbeti, vagsil havbeti, ve ecib daveti, ve sebbit hücceti, ve seddid lisani, vehdi kalbi, veslül sehimete sadri."

Anlamı: 
"Rabbim! Bana yardim et, aleyhime olan seylere yardim etme. Bana zafer ver, aleyhime zafer verme. Lehime tertip kur, aleyhime tertip kurma. Bana hidayet et ve hidayeti bana kolaylastir. Bana zulmeden kimseye karsi yardim et. Rabbim! Beni Sana çok sükreden, Seni çok zikreden, Senden çok korkan, Sana itaat eden, Sana saygi gösteren, Sana yönelen ve tövbe eden kimsen yap. Rabbim! Tövbemi kabul et, günahimi temizle, duami kabul buyur, delilimi sabit kil, dilimi dogru yap, kalbime hidayet ver, gögsümün kin ve hasedini çikar." (Tirmizi, De'avat, 114; Ibn Hibban, Ed'iye, No:947; îbn Ebi Seybe, Dua, No: 29381)

About Zehra Karaaslan

«
Next
Sonraki Kayıt
»
Previous
Önceki Kayıt