"Tavaf", Hacer-i Esved köşesinden veya hizasından başlayarak tavaf niyetiyle Kâbe’nin etrafında yedi defa dönmektir.


 Her bir dönüşe "Şavt" denir. Yedi şavt bir tavaf olur. Hacer-i Esved hizasına gelmeden: "Allah’ım! Senin rızan için Umre tavafı yapmak istiyorum. Bunu kolaylaştır ve kabul eyle" diye niyet edilir. Tavafa başlamadan önce erkekler “Iztıba”yaparlar. Böylece Hacer-i Esved’in hizasına doğru gidilir. Bu esnada tekbir, tehlil getirilmesi ve dua edilmesi uygun olur. Hacer-i Esved’in hizasına varılınca eller, içleri Kâbe’ye doğru olacak şekilde namaza durur gibi omuz veya kulak hizasına kadar kaldırılıp "Bismillahi Allahu Ekber" denildikten sonra Hacer-i Esved "istilam" edilir. İstilam, elleri Hacer-i Esved’in üzerine koyup onu öpmek demektir. Ancak hac mevsiminde bu mümkün olmamaktadır. Bu sebeple Hacer-i Esved’e uzaktan elle işaret edilip sağ avucun içi öpülmekle yetinilir. Hacer-i Esved’i istilam etmek sünnettir. Başkalarına eziyet etmek ise haramdır. Sünneti yerine getireceğim diye insanlara eziyet vermekten ve böylece haram işlemekten şiddetle sakınılmalıdır.

Sa’y Nedir ? 
"Sa’y" kelimesi; koşmak, hızlı yürümek anlamına gelmektedir. Hac ve umrede Kâbe’nin doğu tarafındaki "Safa" tepesinden başlayarak "Merve" ye dört gidiş, Merve’den Safa’ya üç dönüş olmak üzere bu iki tepe arasındaki gidiş-gelişe denir. Safa’dan Merve’ye her bir gidişe ve Merve’den Safa’ya her bir dönüşe "şavt" denir. Safa ile Merve arasındaki yaklaşık 400 metre uzunluğundaki yürüme alanına "Mes’a" denir.

Sa’y yapmak vaciptir. 
Sa’yin aslı, Hz. Hacer’in henüz kendisini emmekte olan oğlu Hz. İsmail için su ararken bu iki tepe arasında koşması hatırasına dayanmaktadır. Hacer-i Esved istilam edilerek Safa tepesine çıkılır. "Allah’ım! Senin rızan için umre sa’yini yapmak istiyorum. Bunu kolaylaştır ve kabul eyle." diye niyet edildikten sonra Kâbe’ye dönülerek tekbir, tehlil, salavat okunur ve içtenlikle dua edilir. Sonra Merve tepesine doğru yürünür. Merve’ye varınca bir şavt tamamlanmış olur. Burada da yine Kâbe’ye yönelerek tekbir, tehlil ve salavat-ı şerife getirilip dua edilir. Sonra Merve’den Safa’ya doğru yürünür. Safa’ya varınca ikinci şavt tamamlanmış olur. Diğer şavtlar da aynı şekilde yapılır. Yedinci şavt tamamlandıktan sonra Merve’de Kâbe’ye karşı dönülerek dua edilir. En güzeli, içe doğan duaların yapılmasıdır. Bundan sonra tıraş olup ihramdan çıkılır.

Hacla ilgili olarak "kudüm tavafı", "ziyaret tavafı" ve "veda tavafı" olmak üzere 3 tavaf vardır: Kudüm Tavafı, Mekke'nin dışından gelenlerin yaptığı ilk tavaf olup, yapılması sünnettir. Ziyaret Tavafı, haccın iki rüknünden biri olup, yapılması farzdır. Arafat vakfesinden sonra yapılan bu tavafa, ifada tavafı da denir. Zamanı Kurban Bayramının ilk günü başlar. Bayramın ilk üç günü içerisinde yapılması daha iyidir. Veda Tavafı, Mekkeli olmayan ve Mekkeli hükmünde sayılmayan, uzak bölgelerden gelmiş hacıların, Mekke'den ayrılmadan önce yapmaları gereken en son tavaftır. Yapılması vaciptir. Umrede yapılan tavafa, umre tavafı denir. Hac ve umre ile ilgili olmayan diğer tavaflar ise; nezir tavafı, tavaf etmeyi adayan kişinin, nezrini yerine getirmesi vaciptir. Tavaf için, zaman belirlenmişse, bu zamanda, belirlenmemişse, uygun bir zamanda adanan tavaf yerine getirilir. Nafile olarak yapılan tavafa tatavvu tavafı denir. Mekke dışından gelenlerin, nafile namaz kılmak yerine tavaf yapması daha iyidir. Mescide girildiğinde kılınması sünnet olan tahiyyetü'l-mescid yerine Mescid-i Haram'a girince yapılan nafile tavafa da tahiyyetü'l-mescid tavafı, denir. 

TAVAFTA 7 KERE DÖNMENİN HİKMETİ NEDİR?

Kâbe etrafında tavaf, tevhid fikrini temsil etmektedir. Bu hareketin ictimaî hayata ait olan mânâsı, birlikten ayrılmamak ve bu birliği korumaya çalışmaktır. Ferdî hayata ait mânâsı ise daha derin hakikatları ihtiva etmektedir. Çünkü gökler yedi kattır, insandaki nefis de yedi tanedir. Her dönüşte bir merhale, bir menzil aşılarak yedi kat göklerin üstüne çıkmak, maddî âlemin üstüne yükselmek demektir. Ayrıca iç dünyamızda yedi basamaklı olan nefsin en aşağı basamağından en üst basamağına yükselmesidir. Yani nefs-i emmâreden nefs-i mutmainneye çıkarak, hayvanî hayattan kurtulup, ruhânî hayata kavuşmak demektir.
Kâbe'yi tavaf, kâinat nizamından alınmış bir ibadettir. Seyyareler güneş, elektronlar çekirdek, pervaneler kandil etrafında döner; böyle bir merkez etrafında dönmek ona aşkla bağlılık anlamına gelir.
İbadet; kulun, Allah Teâlâ’ya karşı tekbir, hamd, şükür gibi vazifelerini Onun emrettiği tarzda yerine getirmesidir. Bu nedenle her varlığın Allah'ın verdiği görevi yerine getirmesine onların ibadetleri, tesbihleri denilebilir.

Tavafı Anlamak: Tavaf, sözlükte bir şeyin etrafında dönmek ve dolanmak demektir. Evrende maddenin en küçük yapısı olan atomdan, en büyük galaksilere varıncaya kadar her şey tavaf halindedir. Atomda elektronlar bir kalp mesabesindeki çekirdek etrafında baş döndürücü bir hızla dönerken, galaksilerde milyarlarca yıldız sistemleriyle galaksinin merkezi etrafında akıl almaz bir hızla dönmektedirler. Sanki hepsi kendilerini var eden ve yaratan Yaratıcıya ibadet etmektedirler. Kur'an'da ifade edildiği gibi, her biri bir yörüngede seyretmektedir. (Yasin, 36/40)

Kabenin etrafında tavaf eden on binlerce Müslümanın oluşturduğu tablo, bir galaksinin, milyarlarca yıldızıyla dönüşünü andıran bir manzara gibidir. Bu bakımdan tavaftaki manevi hazzı tam anlamıyla elde edebilmek için kendini yörüngeye bırakmak gerekmektedir. Zaten Kabenin çekim alanında yörüngeye girebilen bu manevi akışa kendini bırakır ve mü’minler denizinden bir damla olabilmenin zevkine erer. Kabe etrafında dönerek gerçekleştirilen tavaf, kainatın ve yaratılışın özeti, teslimiyetin ve ilahi takdire boyun eğişin sembolü sayılır.

Erkeklerin tavafın ilk üç şavtında daha heybetli yürümelerine Remel, tavafta ihramlıyken sağ omuzlarını açık bulundurmalarına Iztıba adı verilir.

Burada yapılan üç davranışın tarihi anlamı, hasımlara karşı güç ve gövde gösterisiydi. Mekkeli Müslümanlar, Medine'ye hicret edince, oranın havası kendilerini olumsuz etkilemiş ve biraz zayıf düşmüşlerdi. Aradan yedi yıl geçtikten sonra üç günlüğüne geldikleri umre ziyaretinde Mekkeliler tarafından bu durumları dile getirilince Hz. Peygamber (asm), ashabına, o müşriklere karşı güçlü görünmelerini, onların oturduğu tarafa dolandıklarında daha çalımlı ve güçlü görünmelerini emretmiş ve onlar da bunu yapmıştı.

Şüphesiz o gün için onların bu hareketi güçlü olduklarını ifade etmeye yetmekteydi. Ya bugün hacılar kendilerinin, Müslümanların güçlü olduğunu nasıl gösterebilecekler? Maddi güç, manevi güç, moral güç… Neleri, nerede, nasıl kaybettik ve nasıl kazanacağız? Hiç şüphesiz hac yaparken bunu da düşünmeliyiz.

İbni Abbasa göre başlangıçta tavaf esnasında sırf Kureyşlilere karşı gösteri amacıyla yapılan Remel (heybetli yürüyüş) Hz. Peygamber (asm)'in Veda Hacc'ında tavafın ilk üç şavtında yapmasıyla sünnet olmuştur. Yine Hz. Ömer (ra), Haceri Esvedle ilgili sözünün devamında:

“Biz neden hala bu remele devam ediyoruz ki? Çünkü vaktiyle biz, bu remel ile (bizim zayıf düştüğümüzü söyleyen) müşriklere karşı (güçlü) görünmek isterdik. Halbuki Yüce Allah onları helak etmiştir.“ (Buhari, Hac, 57)
O, müşriklerin helakiyle bu gerkçenin kaybolduğunu düşünmesine rağmen, Hz. Peygamber (asm)'in yapmış olduğu bir uygulamayı terk etmek istememiş ve aynen ittiba etmiştir. Belki de düşmanları karşısında her dönemde nasıl güçlü olmaları gerektiğini Müslümanların hiçbir zaman unutmamaları için devam etmiştir.

Tavaf Kâbe sola alınarak başlanır. Bunun da simgesel bir anlamı vardır. Nazargahı ilahi olan insanın kalbi, “Beytullah” yani Allah'ın eviyle karşı karşıya gelir tavafta. Allah insanın şekline, kalıbına, malına mülküne değil, kalbine bakar. Bu yönüyle Kabe ile insan kalbi arasında dikkat çekici bir ilgi vardır. Bu sebeple tavafta kişinin kalbi Kabe tarafında yer alır. Bunda aynı zamanda tavafın ne kadar kalpten ve gönülden yapılması gerektiğine de bir işaret vardır.

Kabenin etrafında mümin olmanın zevki yaşanır. Allah'a yakın olmanın tattırdığı bu zevki bir başka yerde bu kadar canlı ve bu kadar coşkulu bir şekilde yaşamak çok zordur. Bu kutsal mekanda tanık olunan yakınlaşma duygusu, hacıya kendi evinde olduğu hissini verir. Burada hacı kendini sılaya kavuşmuş gibi hisseder. Çünkü Kabe’nin yüzü kendisine öylesine tanıdık, kokusu öylesine bildik, sıcaklığı öylesine kuşatıcı gelir ki mümin için, başka hiçbir sevgi bu denli çekici olamaz.

Tıpkı namaz kılarken olduğu gibi, Kabe’nin etrafında tavaf eden inanlar arasında hiç bir ayrım yoktur. Burada müminler eşitlenir. Kişiyi diğerlerinden ayıran hiç bir işaret veya alamet yoktur artık. Orada tevhidin simgesi olan birlik vardır. Burada müminler denizinde kaybolmak ve toplulukta erimek gerekmektedir.

Birisinin etrafında dönmek, adeta onun etrafında pervane kesilmek, sembolik olarak yürekten bağlılığı ve onun için her şeyini feda edebileceğini gösteren bir harekettir. Bu bakımdan Beyti Atik'i tavaf, yalnızca Yüce Yaratıcı'ya yönelmenin ve yalnızca onun huzurunda eğilmenin ve ondan başkasına ibadet etmemenin fiili bir göstergesidir.

Tavafta hacı Allah'ın huzurunda olduğunun bilinciyle Ona yaraşan bir tazim ve hürmet, korku ve ümit arası bir muhabbet içerisinde olmalıdır. Tavaf ederken Hz. İbrahim (as) oğlu İsmail ile, Allah'ın evini nasıl döne döne inşa ettilerse, hacı da aynı şekilde döne döne iman evini, gönül evini yani kalbini inşa etmelidir. Kabe Allah'ın evi kalpler de onun nazargahıdır. Hacı orada sürekli kabeye bakar, onu seyreder, onun yüceliğini temaşa eder, Allah da daima kulun kalbini gözetir, onu dikkate alır. Hz. Peygamber (asm)'in veciz bir şekilde ifade ettikleri gibi

“Allah sizin şeklinize, şemailine ve mallarınıza bakmaz. Aksine kalplerinize ve amellerinize bakar." (Müslim, 1,33)
Bu dünyada da böyledir, ahirette de. Hani şairin Şuara 88. ayeti esas alarak söylediği gibi, hiç bir şeyin fayda vermeyeceği kıyamet gününde yüce Allah altın ve gümüş değil, teslim olmuş bir kalp istemektedir.
"Sanma ey hacı senden zer u sim i isterler. / “Yevme la yenfu” da kalbi selim isterler."
Nitekim kültürümüzde sufiler Kâbe ile igili Kur'an'da ve hadislerde geçen bütün sıfatları insanın kalbi için kullanmışlar, ve ona beytullah demişlerdir. Yahut "Beytü'l-Haram" demişler ve bunu da insanın gönlü için kullanmışlardır. Çünkü gönül Allah'ın evidir ve sevgiliden başkasının oraya girmesi haramdır demişlerdir. Nitekim Allah Resulunun Kâbe'yi tavaf ederken söylediği şu hadis bunu teyid etmektedir:
“(Ey kabe!) ne kadar hoşsun, kokun ne kadarda güzel! Şanın hürmetin ne kadar da yüce! Ama canım elinde olan Allah'a yemin ederim ki Allah nezdinde malı ile canı ile müminin hürmeti, dokunulmazlığı, senin hürmetinden daha büyüktür.” (ibni Mace, Fiten 2)

Tavafın Vacipleri

1. Abdestli olmak. Tavaf esnasında abdest bozulursa, abdest alındıktan sonra eksik kalan şavtlar tamamlanabilir.
2. Setr-i avret, yani avret sayılan yerlerin örtülü olması. Setr-i avret, her zaman farzdır. Tavafta vacip olmasının anlamı, ihlâlinden dolayı ceza gerekmesidir. Avret sayılan uzuvların dörtte biri veya daha çoğu açılırsa ceza gerekir; daha azında ceza gerekmez.
3. Teyâmün, yani Kâbe’yi sol tarafına alıp kendisi Kâbe’nin sağında olacak şekilde yürümek.
4. Tavafa Hacer’ül Esved veya hizasından başlamak.
5. Tavafı, hatîmin dışından dolaşarak yapmak. Çünkü “hatîm” denilen kısım Kâbe’den sayılır. Hatîmin dışından dolaşmadan yapılan şavtlar iade edilmediği veya hiç değilse eksik kalan kısım hatîmin çevresi dolaşılarak ikmal edilmediği takdirde ceza gerekir.
6. Farz ve vacip tavafları yedi şavta tamamlamak.
7. Gücü yetenler tavafı yürüyerek yapmak. Yaşlılık, hastalık veya sakatlık sebebiyle yürüyerek tavaf edemeyenler arabaya veya tahtırevana binerek tavaf ederler.
8. Tavaf namazı kılmak. İster farz, ister vacip, isterse nafile olsun, her tavaftan sonra iki rek`at tavaf namazı kılmak vaciptir. Kerâhet vakti değilse, tavafın hemen peşinden hiç ara vermeden bu namazı kılmak
müstehaptır. Daha sonra kılınsa da eda edilmiş olur. Çünkü bu namaz, haccın veya tavafın vaciplerinden değil, vitir namazı gibi müstakil bir vaciptir. Bu sebeple terki hac cinayeti sayılmaz ve bir ceza gerekmez.
Arada tavaf namazını kılmadan peş peşe tavaf yapmak ise mekruhtur.
Tavaf namazını “Makam-ı İbrahim”in arkasında kılmak müstehaptır. Orada yer bulunmazsa, mescidin içinde uygun olan başka bir yerde kılınır. Harem bölgesi dışında kılmak ise mekruhtur. İhram namazında olduğu gibi, bu namazın da ilk rek`atında Kâfirûn, ikinci rekâtında İhlâs surelerinin okunması müstehaptır. Tavaf için kerahet vakti yoktur. Ancak, Hanefîlere göre, tavaf namazı farz ve vacip namazların kılınması mekruh olan üç vakit dışında, sabah ve ikindi namazlarının farzları eda edildikten sonra da kılınmaz. Şâfî mezhebinde ise kerahet vaktinde tamamlanan tavafla ilgili tavaf namazı o anda kılınabilir.
Yukarıda sayılanlardan ilk altısı sadece Hanefîlere göre vaciptir. Diğer üç mezhepte bunlar tavafın sıhhat şartı olduğundan, herhangi birinin eksik kalması halinde tavaf sahih olmaz ve iade edilmesi gerekir. Son ikisi yani tavaf namazı ve tavafın yürüyerek yapılması, Hanefî ve Mâlikîler’e göre vacip, Şâfî ve Hanbelîlere göre ise sünnettir.
Tavafın vaciplerinden biri mazeretsiz terk edilirse ceza gerekir, fakat tavaf sahih olur. Tavaf yeniden yapılırsa ceza düşer.

Tavafın Sünnetleri


1. Necasetten taharet. Bedende, ihramda veya elbisede namaza engel pislik bulunmaması.
2. Tavafa başlarken, Hacerülesved’e veya hizasına, Rüknülyemânî yönünden gelmek.
3. Tavafa başlarken ve her şavtın sonunda Hacerülesved’i istilâm etmek.
İstilâm, Hacerülesved’i selâmlamak demektir. İstilâm için Hacerülesved’e dönülüp namaza durur gibi eller kulaklar hizasına kaldırılıp “Bismillâhi Allahüekber” denilerek üzerine konur ve eller arasından Hacerülesved öpülür. İzdiham sebebiyle Hacerülesved’e yaklaşılamadığı durumlarda, başkalarına rahatsızlık vermemek için uzaktan avuçların içi Kâbe’ye çevrilerek eller kulaklar hizasına kadar kaldırılıp “Bismillâhi Allahüekber” denilerek, karşıdan işaretle selâmlanır ve sağ elin içi öpülür. Hacerülesved uzaktan istilâm edilirken karşısında durulup beklenmez, yürümeye devam edilir.
Tavafın her şavtında Rüknülyemânî’nin de istilâm edilmesi müstehaptır.
4. Ardından sa`y yapılacak tavafların ilk üç şavtında erkeklerin remel yapması. Remel, tavafta kısa adımlarla koşarak ve omuzları silkerek çalımlı ve çabuk yürümektir. Remel sadece sonunda sa`y yapılacak tavaflarda yapılır. Kadınlar remel yapmazlar.
5. Remel yapılması gereken tavaflarda erkeklerin ıztıbâ yapması.
Iztıbâ, ridânın yani ihramın vücudun belden yukarısını örten parçasının bir ucunu sağ kolun altından geçirip, sol omuz üzerine atarak sağ kolu ve omuzu ridânın dışında bırakmaktır. Remel yapılması gereken tavafların bütün şavtlarında ıztıbâ` sünnettir. Tavaf bitince omuz örtülür, tavaf namazı omuz örtülmüş olarak kılınır. Remel yapılan tavaflar dışında, başka zamanlarda ıztıbâ` mekruhtur.
6. Muvazat yani tavafın bütün şavtlarını ara vermeden peş peşe yapmak.
Tavaf esnasında farz namaz için ikamet yapılması veya abdestin bozulması gibi, tavafa devam etmeyi engelleyen bir durum ortaya çıkarsa, tavaf olduğu yerde bırakılır, kalan kısmı sonra tamamlanır.
7. Erkeklerin mümkün olduğu kadar Kâbe’ye yakın; kadınların ise erkekler arasına karışıp sıkışmayacak bir uzaklıktan tavaf etmeleri.
Tavafın sünnetlerinin mazeretsiz terki mekruhtur. Sünnetlerin terk edilmesi durumunda maddî bir ceza gerekmez.

Tavafın Yapılışı


Hangi tavaf yapılacaksa ona niyet edilerek, Rüknülyemânî cihetinden Hacerülesved hizasına gelinir. Tekbir ve tehlîl getirilerek Hacerülesved öpüldükten veya karşıdan selâmlandıktan (istilâm) sonra, dua okuyarak tavafa başlanır.
Hatîmin dışından dolaşılarak ve her şavtta hizalarına gelindikçe Rüknülyemânî ve Hacerülesved istilâm edilerek yedi şavt tamamlanır. Rüknülırâkî ve Rüknüşşâmî’de istilâm yoktur. Tavaf tamamlanınca mümkünse makam-ı İbrahim’in arkasında, orada yer yoksa uygun bir yerde tavaf namazı kılınıp dua edilir.


Tavaf Çeşitleri


Ziyaret tavafından başka, hacla ilgili olan ve olmayan farz, vacip, sünnet ve nafile başka tavaflar da vardır. Ancak hepsinin sıhhat şartları, vacipleri, sünnetleri ve yapılış şekli aynıdır.
Hacla ilgili olarak “kudüm tavafı”, “ziyaret tavafı” ve “veda tavafı” olmak üzere üç tavaf vardır. Umrede yapılan tavafa ise umre tavafı denir. Bunlar ilgili yerlerde açıklanmıştır. Hac ve umre ile ilgili olmayan diğer tavaflar ise şunlardır:
1.Nezir Tavafı
Tavaf etmeyi adayan kişinin, nezrini yerine getirmesi vaciptir. Bunun için zaman belirlenmişse, belirlenen zamanda, zaman tayini yapılmamışsa uygun bir zamanda adanmış olan tavaf yerine getirilir
2.Tahiyyetü’l - Mescid Tavafı
Bir mescide girildiğinde kılınması sünnet olan Tahiyyetü’l-Mescid yerine, Mescid-i Haram’a her girildiğinde hürmeten ve mescidi selâmlamak için bir tavaf yapmak müstehaptır. Buna selâmlama tavafı anlamında Tahiyyetü’l-Mescid tavafı denir. Hac veya umre gereği yapılacak olan tavaf bunun yerini tutar.

3. Tatavvu Tavafı


Mekke’de bulunulan süre içinde hac ve umre ile ilgili olarak yapılan tavaflar dışında, fırsat buldukça yapılan nafile tavaflardır. Diğer ibadetler gibi, başlanılmış olan nafile bir tavafın bitirilmesi de vacip olur. Uzak yerlerden gelmiş olan kimselerin nafile tavaf yapmaları, Mescid-i Haram’da nafile namaz kılmalarından efdaldir. Hac mevsimi dışında Mekkeliler için de hüküm aynıdır. 

About Zehra Karaaslan

«
Next
Sonraki Kayıt
»
Previous
Önceki Kayıt