dualar

Ülkemiz zor günlerden hatta gün de değil zor yıllardan geçiyor.

İnsanlar nasıl bu kadar kötü oluyor, nasıl cana kıyıyorlar,nasıl para için kötülük yapıyorlar, nasıl bir nefse kapılmışlar anlamıyorum, bu olaylar beni çok üzüyor, üzülmemek için haberlerden uzak kalmaya çalışıyorum ama uzak kalmak mümkün değil. Rabbim kötüleri ıslah etsin, hidayete erdirsin inşaAllah.
Uzun zamandır devam eden terör olayları nedeniyle öfke, nefret, korku had safhada. Lanetler havada uçuşuyor.Düşünün bir ülke dolusu insan lanet okuyor. Bir kişinin acısı bile dünyaya yayılıp başka acılar getirirken ,bir ülke dolusu insanın acısı daha fazla acı getirir. Öfke daha fazla öfkeyi doğurur. Zaman sakin olma, lanet okumaktan çok hayırlı sevgi dolu dualar etme zamanı. 
Peygamber efendimiz s.a.v savaşta ve barışta hep insanların hidayeti için dua etmiş. Biz de peygamber efendimiz (sav) i örnek alıp lanet okumak yerine iç ve dış düşmanlarımızın, hainlerin, kötülerin,vicdansızların, teröristlerin hidayeti,ıslah olmaları,kalplerinde Allah sevgisi ve korkusunun olması için dua edelim.
Ülkemizin güzel günler yaşadığını, huzur içinde olduğunu hayal edip ''Rabbim ülkemize, milletimize bu dünyada da ahirette de iyilik,afiyet,huzur,sevgi,iman ver.'' Amin diyelim

Hz. Peygamber, barışta, savaşta her yerde yaratanına karşı kulluk vazifesi olan duayı yerine getirmiştir. İnsanların karanlıktan aydınlığa çıkması, hidayete ulaşmaları için Allah'a yalvarmıştır. Aşağıda vereceğim örneklerden de anlaşılacağı gibi Hz. Peygamber, kesinlikle şahsi bir olay için beddua etmemiştir. Rahmet peygamberi olan ve ahlakını Kur'an'dan alan Hz. Muhammed (sav) de mümkün mertebe beddua etmemeye, özellikle şahsı için özen göstermiştir. Temelde Hz. Peygamber'in genellikle İslamiyet'e direnenlere beddua etmek yerine, onların hidayete ermeleri için dua ettiğini söyleyebiliriz. Aşağıda vermeye çalıştığım örnekler de bunun birer delilidir. Özellikle Taif’te karşılaştığı çirkin saldırı karşısında yaptığı dua, bunun en güzel örneğidir. Ancak yine aynı Peygamber'in ashabına yapılan ihanete de duyarsız kalmadığını, zaman zaman beddua ettiğini müşahede etmekteyiz.

Hz. Peygamber'in Ahzab'a Yaptığı Beddua

Hendek Gazvesine Ahzab Gazvesi de denildiği malumdur. Çünkü bu savaşa pek çok grup (hizip) katılmıştı. O günde Müslümanlar gerçekten çok sıkıntılı anlar yaşamışlardı. Uhud Gazvesinde umduklarını bulamayan İslam düşmanları, bu kez Hendek Gazvesi ile amaçlarına ulaşmak istiyorlardı. Yani Müslümanları mağlup etmek ve İslam'ın hâkimiyetine son vermek arzusunda idiler.

İbn Kesir, “Peygamber'in Ahzab'a Beddua Etmesi” başlığını verdiği konuda şu bilgileri vermektedir: “Hz. Peygamber, hendek mescidine geldi ve abasını indirdi. Kalkıp kalkıp ellerini semaya uzatarak müşriklere beddua etti, namaz kılmadı. Ardından tekrar gelip onlara beddua etti ve namaz kıldı.” Yine İbn Kesir, konuyla ilgili olarak şöyle demektedir: “Rasûlullah (sav), Hendek Gazvesine katılan müşrik topluluklarına şöyle beddua etmiştir:

Ey Kitabı indiren, hesabı çabuk gören Allah’ım! Ahzabı hezimete uğrat. Allah’ım, onları yenilgiye uğrat ve onlara sarsıntı ver’. Bir başka rivayette de ‘Allah’ım, onları hezimete uğrat ve onlara karşı bize yardım et’ şeklinde dua ettiği belirtilmektedir.”


Rasûlullah (sav)'ın Huneyn Gazvesinde Şeybe b. Osman'ın Müslüman Olması İçin Yaptığı Dua

Huneyn Gazvesi esnasında Hz. Peygamber'in duası ile Müslüman olan Şeybe b. Osman (ra), kendisinin İslam'a girmesi olayını şöyle anlatmaktadır: “Huneyn günü Rasûlullah ile beraber savaşa katılmıştım. Bu katılışım, Müslüman olduğum veya Peygamber'i kabullendiğim için falan değildi. Sadece Hevâzin'in Kureyş'e karşı asker toplaması ve savaş açması zoruma gitmişti. Muharebe esnasında Rasûlullah ile beraber bulunurken dedim ki: ‘Ya Rasûlullah, ben siyah-beyaz atlar görüyorum!’ Rasûlullah: ‘Şeybe! Müslümanların yardımına gelen bu atları ancak kâfirler görür’ buyurmuş, sonra elini sırtıma vurmuş ve şöyle dua etmiştir: ‘Ya Rabbi! Şeybe'ye hidayet ver!

Hz. Peygamber, mübarek ellerini ikinci ve üçüncü defa sırtıma vurup aynı şekilde dua etmiştir. Üçüncüsünde elini sırtımdan kaldırdığı zaman yeryüzünde bana ondan daha sevimli bir başka şey daha yoktu.”

Şeybe'nin Müslüman olmasıyla ilgili bir başka rivayet ise şöyledir: “Abduddar oğullarından olan Şeybe, çeşitli gazvelerde yakın akrabalarının Müslümanlar tarafından öldürüldüğünü hatırlayınca, bunun intikamını almak için harekete geçmişti. Hz. Peygamber'e kılıcını çekip vuracağı bir esnada birden Rasûlullah ile aralarında bir ışık parlamıştır. Şeybe, bu alevin kendisini mahvetmesi korkusundan dolayı eliyle gözlerini kapayıp geri geri kaçmaya yeltenmiş, tam bu esnada Rasûlullah (sav), ona dönerek yanına çağırmış ve onun için şu şekilde dua etmiştir: “Ya Rabbi, Şeybe'den şeytanı uzaklaştır”.

Artık Rasûlullah (sav) onun için en sevimli kimse olmuştur. Hz. Peygamber'in Şeybe örneğinde olduğu gibi diğer sahâbiler için de dua ettiği bilinmektedir.

Hz. Peygamber'in Taif Halkına Yaptığı Dua

Huneyn Gazvesinde müttefik kabilelerin ordusu yenildikten sonra Sakîf kabilesi de memleketleri olan Taif’e sığınmışlardı. Hevâzin kabilesinin reisi olan Malik b. Avf da buradaydı. Taif, bilindiği gibi eski bir kale ile çevrili idi. Resulü Ekrem esirlerle birlikte ganimet mallarını Cîrâne mevkiinde Abbâd b. Bişr komutasında bıraktıktan sonra Taif’e hareket etmiştir. Taif muhasarası yaklaşık yirmi gün kadar sürmüştür. Mancınıkların kullanılmasına rağmen sağlamlığından dolayı kale ele geçirilememiştir. Rasûlullah (sav) da tekrar Cîrâne'ye dönmüştür. Taif halkı bir yıl sonra Rasûlullah (sav)'a bir heyet göndererek Müslüman olmuştur. İşte bu muhasaranın uzaması esnasında sahabeden bazısı Allah Râsulü (sav)'ne gelerek “Ya Rasûlullah! Sakif oğullarına beddua etseniz!” demişlerdir. Bunun üzerine tıpkı yukarıda verdiğimiz Devs kabilesi için yaptığı duaya benzer bir dua etmiştir: “Ya Rabbi! Sakif'e doğruyu göster de onları bizim camiamıza getir”.

Gerçekten çok sürmemiş, bir sene sonra Taifliler gönderdikleri bir heyetle İslam dinini kabul ettiklerini Rasûlullah (sav)'a bildirmişlerdir.Ancak buradan sadece Rasûlullah (sav)'ın bu duasından dolayı Taiflilerin Müslüman olduklarını söylersek duanın özüne uygun olmaz. Burada Taiflilerin Müslüman olmamak için direndiklerini, ancak kendilerinden başka bölgedeki kabilelerin İslamiyet'i kabul etmelerinden dolayı başka çarelerinin olmadığını da belirtmemiz gerekir. Yoksa sadece Rasûlullah (sav)'ın onlar için dua etmesi sonucu Müslüman olmalarını söylersek doğru olmaz. Ama Allah Râsulü (sav)'nün duası da bir temenni olmuştur.

Uhud Savaşı Sırasında Ettiği Dua
“Allah’ım! Her türlü övgü Sana mahsustur. Allah’ım! Senin bolca verdiğine mani olacak yoktur, kıstı- ğını açacak da yoktur. Dalalette bıraktığına hidayet verebilecek yoktur, hidayet ettiğini de sapıtabilecek kimse yoktur. Men ettiğini verecek kimse yoktur, verdiğine de mani olacak kimse yoktur. Uzaklaştırdığını yakınlaştırabilecek yoktur, yakınlaş- tırdığını da uzaklaştıracak kimse yoktur.

Allah’ım! Lütfun, rahmetin ve bereketlerinden ve rızkından bana aç, bolca ihsan eyle. Allah’ım! Kıyamet gününde cennet, korku gününde güven istiyorum.

Allah’ım! Verdiğin ve vermediğin şeylerin şerrinden sana sığınıyorum. Allah’ım! Bize imanı sevdir, kalplerimizi imanla süsle. Bize küfrü, itaatsizliği ve isyanı sevdirme, kerih göster, bizi doğru yolu bulanlardan eyle. Allah’ım! Müslümanlar olarak canımızı al, müslümanlar olarak dirilt, rezil olmadan ve fitneye uğramadan sâlih kullarının arasına dâhil eyle.

Allah’ım! Peygamberlerini yalanlayan ve insanları Senin yolundan alıkoyan şu kâfirleri helâk et, onlara rezillik ve azap ver. (Sen) gerçek ilâhsın Allah’ım.” Amin



About Zehra Karaaslan

«
Next
Sonraki Kayıt
»
Previous
Önceki Kayıt