» » » Neden Hala Onu Bulamadin

evlilik
Doğru kişiyi arayıp da bulamıyorsan veya aramayıp da bekliyorsan ve gelmiyorsa ve dolayısıyla sen umutsuzluğa kapılmaya başladıysan bu yazı sana göre.


Yazıyı tamamen alıntı yapıyorum.

Yirmili yaşlarıma dönüp baktığımda bekar olmanın ve evlilik umudunun yarattığı o üzüntüyü, duygu karmaşasını nasıl da hatırlıyorum!

Neredeyse on yıldır evli olmama rağmen, her evlilik görüşmesinden sonra içinde kaybolduğum ve asla değişmeyen o duygusal karmaşaları hâlâ çok canlı bir şekilde hatırlamaktayım.

Acaba bu “o“ mu?

Bu aile ve bu kişi benim gelecekteki eşim ve akrabalarım olacaklar mı?

Bazen öyle oluyor ki evlilik görüşmeleri büyük bir titizlik ve zahmetle aylarca sürdürülebiliyor ancak sonucunda hiçbir şey olmuyor. Geleceğe dair tüm istekler, umutlar ve hayaller yıkılıyor, yok oluyor. Her şey tekrar en başa dönüyor.

Kadın erkek ayrımcılığıyla dolu kültürel safsataların aksine, kadın veya erkek olmak yaşanan hayal kırıklığı ve yoğun kaygı noktasında hiçbir fark oluşturmuyor. Kadın veya erkek, eğer genç ve bekar bir Müslüman imanının diğer yarasını tamamlama konusunda gerçekten hevesliyse, ufukta görünen bir nikah tarihi olmaksızın geçen her sene, iki taraf için de aynı derecede kederli ve her anlamda hüsran dolu oluyor.

Dünyanın her neresinde olursa olsun, yıllar hızla geçip bir sonuca ulaşmayan evlilik görüşmelerinin sayısı artarken yalnız kalmış Müslüman bir genç ümitsizliğe kapılmaya ve sabretme konusundaki imtihanında tökezlemeye başlayabilir.

Böyle bir durumda haklı olarak “Neden hâlâ evli değilim?“ sorusunu soracak olan ümidini kaybetmiş genç hanıma veya delikanlıya verilmesi gereken cevap nedir?

Her Şeyden Önce: Sende Bir Problem Yok!

Evet, özgüven sahibi kişiler her zaman bir adım daha öndeler, ama inan bana sen sandığın gibi çirkin, tuhaf ya da evlenilmeyecek biri değilsin, kendine güvenmelisin özgüven sahibi olmalısın! Allah seni en güzel şekilde ve emsalsiz yarattı, ve eğer O böyle buyuruyorsa, emin ol ki dışarıda bir yerlerde seninle sen olduğun için evlenecek biri bekliyordur.

Öyleyse, Allah’ın merhametinden umut kesme ve pozitif olmaya devam et, biri çıkacak ve seninle evlenmek isteyecek, inşaAllah. Sen kısa, kilolu, utangaç ya da sivilceli olmanın evlenme konusunda negatif etkiler yaratacağına inanmaya başlamış olsan da bu doğru değil. Neden? Çünkü, büyüklerinin söyleyebileceklerinin aksine, görünüş ya da eğitim gibi kriterler bir evliliğin öncelikli şartları değildir.

Etrafındaki yeni evlilere ya da yıllardır evli olanlara bir bak. Hepsi de çok güzel insanlar mı? Eşlerin ikisinde de hiç bir fiziksel “kusur“ yok mu yani? Çevrendeki yeni evli herkes podyumda dolaşır gibi mi duruyor?

Gerçek hayata baktığında (bu arada, lütfen ünlü çiftlere bakmaktan kaçın) kitaplardaki klişeleri kıran onlarca “gerçek çift“ bulacaksın: hanımlarından kısa beyler, kocalarından yaşlı hanımlar, ayrı ayrı kültürlerden gelen eşler (ki bu iki taraf için de dinçleştirici bir etki oluşturacaktır), çocuk sahibi olamayan ancak son derece mutlu bir birlikteliğe sahip olanlar, aşırı kilolu ya da çok koyu tenli hanımlarına kuvvetli aşklar besleyen kocalar, kocalarından daha eğitimli olan hanımlar… Bu liste saymakla bitmez.

Başkalarının seni 30lu yaşlara gelip hâlâ evlenmediğin için tuhaf olduğuna inandırmasına ve Allah’ın sana evlenmeyi asla nasip etmeyeceğini düşündürtmesine izin verme.

Evlilik “Rötarlarının“ Arkasındaki İlahi Hakikat

Yetişkinlerden tutun da çocuklara ve hatta bebeklere kadar herkese uygulanan ‘’hayattaki dönüm noktalarını en kısa sürede tamamla’’ baskısının arttığı günümüz dünyasında 20li yaşlarının sonundaki ya da 30-40larında olan bekar ve erdemli bir Müslüman şu tarz haksız damgalamalara ve acımasız yorumlara maruz kalabilir:

“Neden kimse onu beğenmiyor? Acaba eğitimli olduğu için taliplerinin gözünü mü korkutuyor?“

“Büyü falan mı var üstünde acaba? Bir hocaya mı götürsek n’apsak?“

“Belki de sosyal ilişkilerde beceriksizdir? Ya da kafasındaki koca keli yüzündendir?“

Bekar bir kimse kişisel sebepler yüzünden evliliğe hoş bakmadığındaysa çoğumuz evrensel olan şu gerçeği unutuyoruz: her birimiz farklıyız ve bu dünyaya emsali olmayan, önceden belirlenmiş bir kaderle geliyoruz.

Yani, birçok genç insan yirmili yaşlarında (hatta daha erken) eşlerini bulabiliyor ve evleniyor olsalar dahi evlilik için yazılı veya sözlü yasalarla belirlenmiş bir yaş aralığı yok. Şu şu yaşlar dışında evlenmek kesinlikle imkânsızdır, şu yaştan sonra “bu kişi kullanımdan kaldırılmıştır” gibi bir şey olamaz.

Evlilik her yaşta olabilir, 50 veya 60 yaşında dahi. Peygamber Efendimiz (s.a.v) ve sahabelerin çoğunda gördüğümüz budur.

Ayrıca evliliğin her birimiz için yirmili ya da otuzlu yaşlar içerisinde gerçekleşmeyeceği açık bir gerçek. Bu yüzden geç yaşına rağmen hâlâ evlenememiş kardeşlerimiz hakkında genellemelerde bulunmaktan kaçınmalı ve onlara zaman tanımalıyız.

Yeterince Olgunlaşmak ve Sorumluluk Sahibi Olmak İlk Şart

Allah dualarınıza karşılık vermiyor değil. İmanlı bir eşle yuva kurma dualarınızı belki de çoktan kabul etmiştir, sadece bu kutsal birlikteliğe adım atmanın sizin için daha kolay ve en doğru şekilde olacağı zamanın gelmesini beklemeniz gerekiyordur.

Allah’ın evliliğinizi erteliyor olmasının bir sebebi de belirli bir fiziksel, entelektüel, maddi ve duygusal seviyeye ulaşmanızı istemesi olabilir. O, hakkınızdaki her şeyi, kendinizin dahi bilmediklerini bilendir. El-Batın ve el-Gayb olandır.

Belki de, Allahû Teâlâ sizin istediğiniz gibi üç ay içerisinde evlenirseniz evlilik hayatınızda başarısız olacağınızı, henüz böyle bir birliktelik için zihinsel, duygusal veya finansal anlamda yeterince hazır olmadığınızı bildiğinden şimdilik nasip etmiyordur.

Belki de, en doğru zaman gelene kadar evliliğinizi erteleyerek Allah (c.c) size merhamet gösteriyordur. O gaybı bilendir, en doğrusunu şüphesiz Allah bilir. Yani, içiniz rahat olsun. Evliliğiniz geç olsun, güç olmasın. Sonunda huzurlu, bereketli, sevgi dolu bir yuvanız olacaksa; imanınızın diğer yarısını tamamlayacak, ahiretinizi düşünecek bir eşe sahip olacaksanız 25’inizde ya da 35’inizde evlenmiş olmanız bir fark oluşturmayacaktır.

Tebliğ Tecrübesi ve İlim Sahibi Olmak

Bazı nimet ve tecrübeler içinse yaş konusu daha büyük bir önem taşıyor. Mesela İslami ilim sahibi olmak. İslami ilimleri öğrenme çabamız erken yaşlarda, beyin ve hafızanın daha sağlıklı olduğu, kişinin zihinsel olarak daha aktif ve enerjik olduğu yaşlarda başlamalıdır.

İlim arayışındaki ilerleme omuzlarınıza evliliğin sorumluluğu yüklendiğinde sekteye uğrayabilir, zorlaşabilir. Eşiniz ve çocuklarınız sizin üzerinizde bazı haklara sahiptir ve bu yüzden onlara hiç zaman ayırmadan tüm zamanınızı ilim arayışlarında harcamanız mümkün değildir.

Allahû Teâlâ, evlenmeden önce İslami ilimlerde ilerlemenizi ve tebliğ konusunda daha da aktif olmanızı istiyor olabilir. Gençliğinizin bu verimli yılları bir daha geri gelmeyecek. Ve inşallah evlenmeden önce, yıllar geçip giderken İslami ilimler konusundaki arayışlarınızla, yaptığınız tebliğlerle siz daha da olgunlaşacak ve paha biçilemez bir elmas gibi parıldayacaksınız.

Belki de sonradan, Allah’a ilminizi ilerletesiniz diye size böyle bir zaman ve fırsat tanıdığı için şükredeceksiniz. Hele de tüm bu ilminizin evliliğinizde oluşturacağı faydaları gördükten sonra…

Geç Evlenmek Boşanmaktan İyidir (KESİNLİKLE)

Birçok genç erken yaşta evleniyor ve sonuç hızla gelen bir boşanma oluyor. Bu boşanmalar acı tecrübeler ve duygusal yaralar nedeniyle gerçekleşiyor ve kişiyi atlatılması çok uzun süren sancılı dönemler içerisine hapsediyor.

Böyle bir evlilikten çocuk sahibi olanlarsa çocuğun velayeti ve nafaka konusunda eski eşleriyle yaşayacakları ciddi münakaşalara ve sonrasında yalnız bir anne veya baba olmanın zorluklarına katlanmak durumunda kalıyorlar. Sonuçta ellerinde kalansa pişmanlıklar, acı dolu hatıralar ve (eğer tamamen nefret etmezlerse) evliliğe karşı duyulan şiddetli bir soğukluk oluyor. Genç yaşta boşanan kişilerin bu kötü deneyimi atlatıp kendilerini tekrar evlenmeye hazır hissetmeleri uzun yıllar alıyor.

Son derece zor bir imtihan olduğunu düşündüğünün evlenememek aslında seni çok daha kötü sıkıntılardan ve felaketler koruyan bir nimet olabilir. Belki de evlenmek için içtenlikle ettiğin ve Allah tarafından kabul edilmediğini düşündüğün tüm o dualar seni farkında dahi olmadığın ağır imtihanlardan, gizli tehlikelerden koruyordur.

Belki de bekar olman, yalnızca Allah’ın bildiği ve senin anlayamadığın büyük bir nimettir.

Öyleyse; boşanmış, acı tecrübelere sahip ve evlenmeye ihtiyacı olan ama evlilikten tamamen soğumuş biri olmadığın, aksine hâlâ bekar ve evlenmek için hevesli biri olduğun için Allah’a şükret.

Tevazu Sahibi Olmak

Okulundaki o “popüler“ çocuğu/kızı hatırlıyor musun? Hani şu son derece iyi görünümlü, aşırı popüler ve her an karşı cinsin ilgi odağı olan? Lise ve üniversite yılları boyunca aldığı tekliflere bakınca sınıftaki herkes onun aranızdan evlenecek ilk kişi olacağı konusunda hemfikir oluyordu değil mi?

Öğrencilik yıllarıma dönüp baktığımda ben de saydığım bu özelliklere sahip olan en az iki kız hatırlıyorum. Onlar herkesin ortak görüşüyle “en çok evlenilmek istenen“ kızlar olarak seçilmişti ve biz de “diğer“ kızlar olarak kendimizi küçük görüp bir iç çekiyor, bu gerçeği kabul ediyorduk.

Ama öyle olmadı. Yıllar geçerken bu “popüler“ genç bayanın bir türlü evlenememek yüzünden yaşadığı hayal kırıklığı artıyor, ve buna eş zamanlı olarak okul yıllarında ondan daha “az“ çekici bulunan yaşıtları kendilerini her zaman mutlu edecek son derece hoş beylerle evleniyorlardı.

Böyle bir kaderin arkasında yatan hikmet nedir? Bu güzeller işini “sağlama almışken“, diğerleri çok daha alçakgönüllüydü ve kendilerini ön plana çıkarmaya çalışmıyorlardı. Buradan çıkaracağımız ders ise kurmaya çalıştığımız neden-sonuç ilişkisindeki aşikar ihtilaftır.

Evlilikteki gecikme kişinin daha çok tevazu sahibi olmasını, ayaklarının yere basmasını ve başkaları tarafından daha yaklaşılabilir biri olarak görülmesini sağlar. Aynı zamanda kişiyi sürekli olarak Allah’a tüm samimiyetiyle dua etmeye iter, ki bu da Allahû Teâlâ’nın kullarında sevdiği hallerdendir.

Sonuç: Zorluklar Sonucunda Elde Edilen Nimetler Daha Değerlidir

İnsan bir nimeti elde etmek için ne kadar çabalar, bekler ve sabrederse o nimete ulaştığında onun o kadar çok üstüne titrer, önemser.

Ölümcül bir hastalığa yakalanan kişi mucizevi bir şekilde iyileşirse hayatını sağlığına son derece dikkat ederek sürdürecektir. Önceden yoksul olan kimse varlıklı biri olduğunda parasını daha dikkatle harcayacaktır. Eğitimden yoksun bırakılan bir çocuk büyüdüğünde eğitime daha büyük bir önem verecektir. Yani, geç yaşta evlenen bir kişi evliliğine, eşine ve çocuklarına daha çok değer verecek, onların üstüne titreyecektir.

Ve böylece tüm bu kıymetli nimetler beklemeye daha da çok değer bir hal alacaklardır!

Rabbim tüm bekarlara hem bu dünyaları hem de ahiretleri için hayırlı olacak gönüllerini aydınlatacak eşleri tez zamanda versin inşallah.

About Zehra Karaaslan

«
Next
Sonraki Kayıt
»
Previous
Önceki Kayıt