» » Akıllı İnsanların Uc Hasleti


Huzeyfe (r.a) ve Ebu Hüreyre’den (r.a) rivayet edildiğine göre, Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu:

“... Bunun üzerine onlar, Muhammed’e (s.a.v) giderler. O da hemen ayağa kalkar ve kendisine şefaat için izin verilir. Emanet ve rahim (akrabalık bağı) gönderilir ve bu ikisi sıratın sağ ve solunda dururlar. Sizin ilk kafileniz şimşek gibi geçer... Sonrakiler rüzgar gibi, kuş gibi, koşucular gibi geçerler. Onları amelleri böyle süratli geçirir. Peygamberiniz sırat üzerinde durup şöyle der: ‘Ey Rabbim! Selamete çıkar, selamete çıkar.’ Neticede, kulların amelleri kendilerini sırattan geçirmede aciz kalır. O kadar ki, yürümeye gücü yetmeyen bir adam oturağı üzerinde sürünerek gelir. Sıratın iki tarafında emrolunduklarını yakalamakla memur asılı çengeller vardır. Bazıları yaralanmış vaziyette kurtulur, bazıları da cehenneme yuvarlanır.”

(Müslim, İman 329)

ALLAH’I SEVEN KİMSENİN ALAMETİ



Zünnun-i Mısri (k.s) şöyle der: “Sadece dört şey, hakkında konuşulmaya değerdir. Bunlar; Celil olan Allah’ı sevmek, zelil olan dünyadan nefret etmek, Kur’an’a tabi olmak ve bu halin değişmesinin tehlikelerinden korkmaktır. Allah’ı (c.c) seven bir kimsenin alameti, Allah’ın (c.c) sevgilisi Peygamberimiz’in (s.a.v) ahlakına, yaptıklarına, emrettiklerine yani sünnetine tabi olmaktır.”

(Es-Seyyid Muhammed b. Alevi, Mefahim)

AKILLI İNSANLARIN ÜÇ HASLETİ

Hadis-i şerifte belirtiği üzere; “Ne mutlu o kimseye ki, diline sahip olur, evi kendisine yetecek derecede genişçe bulunur ve kusurlarından dolayı ağlar.” (Taberani, Mu’cemü’l-Evsat, 3/21)

Dilini kötü sözlerden muhafaza eden, boş ve faydasız sözlerle vaktini geçirmeyen ve evinde nezih bir hayat süren, fena insanlara bulaşmayan, kusurlarından dolayı ağlayan, tövbe istiğfar edebilen kimse ne bahtiyardır! Bu şekilde hareket etmek, aklın kemale ermiş olduğunun, itikadın nezihliğinin bir göstergesidir ki tebrike şayan bir durumdur. (Ömer Nasuhi Bilmen, Beş Yüz Hadisi Şerif)

TAKVANIN RÜKUNLARI

Ali b. Ebi Talib (r.a) takvanın dört rüknü olduğunu belirtir. Bunlar kalpten dünya sevgisinin oluşturduğu karanlığı uzaklaştıran, kalbi aydınlatan nurlardır. Bu dört rükundan birinin eksik olması halinde kalpten dünya sevgisi karanlığının gitmeyeceğinden söz eder. Ona göre takva “Allah’tan korkmak, Kur’an ve sünnetle amel etmek, aza kanaat etmek ve ölüme hazırlanmaktır.”

(Abdülhamid Bilali, İman ve Salih Amel)

ZALİMİN YÜZÜ

Haccac-ı Zalim’in huzuruna kendisine karşı ayaklanmış bir kadını getirdiler. Önüne bakıyor ve sorulanlara cevap vermeyerek suskun kalıyordu.

Oradakilerden biri dayanamayarak kadına “Emir’in sorularını niçin cevapsız bırakıyor, yüzüne dahi bakmıyorsun?” diye sordu.

Kadın, “Allah’ın, yüzüne bakmadığı bir adamın yüzüne ben neden bakayım?” dedi.

Zalimin yüzüne bakma. Çünkü o cehennemden açılan bir kapıdır. Zulmetmeye başladığından beri Allah’ın rahmeti onun semtine hiç uğramamıştır.
(Molla Cami, Baharistan)

HAK AŞIKLARININ NAMAZA VERDİĞİ EHEMMİYET

Muhammed Parsa Hazretleri, Hak aşıklarının namaza verdikleri ehemmiyeti şöyle anlatır: “Zikir nuruyla bezenen son merhaledeki salik için en faziletli ve en kamil amel namazdır. Çünkü namaz bütün ibadetleri ihtiva eden en mükemmel ibadettir.”

(Usve-i Hasene, Erkam Yayınları)


Kaynak: Semerkand Aile

About Zehra Karaaslan

«
Next
Sonraki Kayıt
»
Previous
Önceki Kayıt