kadınlar

Lüzumlu ise koltuk değişir, modası geçtiği için değil. İhtiyaç varsa elbise alınır, beğenildiği için değil.


Bu şekilde davranıldığı takdirde eş de ihtiyaçlara hemen cevap verecektir ve bu konuda hanımlarına zorluk çıkarmayacaktır.

Aşırı tüketim, eşler arasını bozan en önemli faktörlerden bir tanesidir. Sonu gelmeyen ihtiyaçlar erkeğin yükünü ağırlaştırdığı gibi evin huzurunun da gitmesine sebep olur.

“Ey âdemoğulları! Her mescide güzel elbiselerinizi giyinerek gidin. Yiyin, için fakat israf etmeyin. Çünkü Allah müsrifleri sevmez.” (A’raf / 31)

Ayette işaret edilen konu giyinmek, yemek, içmek ama israf etmemek! Yemek, içmek, giyinmek vs. hepsi fıtri duygulardır. Fıtri olan bu duyguları frenlemek ve aşırı tüketimlerden kaçınmak kulluk vazifelerimizdendir. Çünkü her şeyin fazlası zarardır. Hem maddi hem manevi yönden birçok zararları vardır. Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’in birçok ayeti Müslümanları fazla tüketimden men etmektedir. Bu duygu insanları doyumsuz yaptığı gibi elindeki nimetlerin şükrünün edasını da engellemektedir.

İhtiyaç listesinin kabarık olması, erkeğin sürekli çalışmasına yol açmaktadır. Erkeğin sürekli çalışması onun asabi olmasına neden olur. Bu da eşler arasında büyük sorunlar doğurur. Aynı zamanda kadın erkeğinin getirdiğine kanaat etmezse eşinin haram yollardan para kazanmasına kapı açabilir. Tabii bu tablo İslami hayat süren aileler için geçerli olmamalıdır.

Müslüman kadın tatminkârdır. Elindeki ile yetinmesini bilir. Tüketimi ihtiyaçları doğrultusunda yapar. Maddi şeyleri hayatın gayesi değil, hayatın devamı için araç olarak kullanır. Evinin huzurunu bu şekilde sağlar. Kadın doyumsuz olduğu zaman eşinin saygınlığını ve aradaki sevgi, saygıyı da yitirir. Evlilikte sorunlar yaşanır. Hatta aşırı gidildiği takdirde boşanmalara neden olabilir.

Asr-ı Saadet dönemi bizlere ışık tutan, bir fener gibi yolumuzu aydınlatan bir dönemdir. Bu dönemin hanımlarının hayatlarına baktığımızda tükettikleri şeyler; yiyecek, giyecek ve ev eşyaları tamamen ihtiyaçlarına yönelikti. Onca zorluklara, sıkıntılara rağmen evlerinden buram buram mutluluk kokusu geliyordu. Bunun en önemli sebebi bu hanımların maddiyatı amaç edinmemeleriydi. Resulullah (SAV) kızlarının çeyizlerini hazırlatırken de bu kaideye dikkat etmiştir. Hazırlanan şeyler tamamen mütevazı bir hayat için gerekli olan ihtiyaçlardı. Hem eşlerin hem de babaların yükü bu şekilde hafifletilirdi.

Günümüzde ihtiyaç listesi, kendi nefislerimize göre hazırladığımız için bir hayli kabarık. Reklamlar, billboardlar, vitrinler hanımları ihtiyaç olmadığı halde tüketime zorlar. Fakat Müslüman Hanım, bu davetlere icabet etmez, ihtiyatlı davranır. Eşine bu konuda zorluk çıkarmadığı gibi evini cennet bahçelerinden bir bahçeye çevirir. Aylık bütçesinin dışına çıkmadığı, gereksiz taksitlere girmediği için eşinin yükünü hafiflettiği gibi eşi ile arasında kuvvetli bir bağın doğmasına sebep olur.

Hayatın gayesinin sadece yemek – içmek olmadığını Müslüman hanım çok iyi bilir. Bunun içindir ki çağımızın yaygın hastalığı olan “tüketim çılgınlığından” uzaktır. Bilir ki bu şekilde davrandığı takdirde ailevi bütçe allak bullak olur. İhtiyatlı davranarak evinin huzurunu sağlar. Eşine bu yönde sıkıntı vermediği için ilerde doğabilecek sorunlardan da beri olur.

Zenginlikte ve teknolojide önde olan ülkelerde boşanma oranları daha yüksek olduğu gibi intihar vakaları da çok fazladır. Bunun yanı sıra psikolojik sorunlar da had safhadadır. Bunun en önemli sebebi doyumsuzluk ve aşırı tüketim hastalığıdır. Bu hastalığa yakalanan insanlar mutlulukları kendilerine ve eşlerine yasaklamaktadır. Tüketimi yakalama şansımız yoktur. Nefsimiz hep başka şeyleri arzulamaktadır. Oysa mutluluk maddi arayışlarda değil eşler arasındaki sevgidedir. Bunu bile bile aşırı tüketim yaparak evimizin huzur ve mutluluğunu kaybetmemeliyiz.

Geçmiş kavimlerin yaşamlarına baktığımızda helaklerinin temel sebepleri haddi aşmaları, her konuda aşırı tüketim yapmaları olmuştur. Günümüzde Müslüman hanımlar, ihtiyaç duymadıkları malları satın almaya zorlansalar dahi aşırı tüketime gitmeyip sadece ihtiyaç dâhilinde alışveriş yapmalıdırlar. Sürekli yüce Yaradan’ın murakabesi altında olduğunu unutmamalı, yaptığı her hareketin hesabını Allah-u Teâlâ’ya vereceğinin bilincinde olmalıdır.

Lüzumlu ise koltuk değişir, modası geçtiği için değil. İhtiyaç varsa elbise alınır, beğenildiği için değil. Bu şekilde davranıldığı takdirde eş de ihtiyaçlara hemen cevap verecektir ve bu konuda hanımlarına zorluk çıkarmayacaktır.

Hanımların fazla tüketim yapmaktan ziyade sadakaya yönelmeleri ahiret hayatları için daha uygun olacaktır. Kendini sürekli ihtiyaç sahibi görmek başkasına yardım etmeyi de engeller. Sadakayı aşırı tüketime tercih eden hanım, eşini de iyilik yapmaya sevk edecektir.

Fazla tüketimin sayılamayacak kadar çok zararları vardır. Özellikle aile üzerinde, eşler arasında birçok tahribata neden olur. Bu nedenle Allah-u Teâlâ’nın sınırını çizdiği kadar harcama yapmamız gerekir. Dünya ve ahiret mutluluğu, ihtiyaç sınırlarını fazla genişletmemekle elde edilir. Eşler arasına muhabbetin girmesi, çocuklara güzel örnek olabilmek biz hanımların elinde. Misafir ağırlarken bile aşırı ikramdan sakınılmalı ki erkeği maddi olarak sıkıntıya sokmasın ve ilerde verebileceği ziyafetlere engel olmasın. Böylelikle çocuklar da ihtiyatlı bir anneye sahip oldukları için doyumsuz olmaktan ve sürekli ihtiyaç halinde olma halinden kurtulurlar.

Sözün özü, yüce Rabbimiz yeryüzündeki tüm nimetleri bizim için yaratmıştır. Ama ihtiyaçlarımızı giderelim diye fazlasını tüketmek hem yaratılışa aykırıdır hem de zararları tefekkür edildiğinde ne kadar kötü bir hastalık olduğu anlaşılacaktır.

Fazla tüketim hastalığına yakalanmama temennisiyle… Allah’a emanet olunuz…

Arzu Demir / Nisanur Dergisi - Ağustos 2013

About Zehra Karaaslan

«
Next
Sonraki Kayıt
»
Previous
Önceki Kayıt