İki şey bizi pişman eder:
Susacakken konuşmak ve konuşacakken susmak...
Sen yine de susmayı seç.
Konuşur 'kırarsın', kırıklar sende esaret olur,
Susar 'kırılırsın', mahşerde günahına kefaret olur!

Sakin, sessiz fazla konuşmayan bir insanım. Bazen ise çok gereksiz boş konuşuyorum, hiçbirimiz mükemmel değiliz elbet ama bazen hiç susmadan konuşmak istiyorum ve bu beni mutsuz ediyor.
Susulmadığı için insanoğlu ne çok şey kaybediyor.
Çok sessiz ve sakin biriyken nasıl susamayan biri haline geldim bilmiyorum ama susmadığım bazı anlar için çok pişmanım fakat pişmanlık fayda etmiyor.
Rabbim hepimize doğru zamanda doğru yerde doğru kişilerle doğru konuşmayı kısmet etsin inşallah. Rabbim bizlere gerektiğinde susmayı, gerektiğinde hayırlı konuşmayı kısmet etsin inşallah. Rabbim bizlere sözlerimize dikkat etmeyi nasip etsin inşallah.
Susmamamız belki de yalnızlığımızdan kaynaklanıyor  yalnızlığımız büyüdükçe çok konuşuyoruz ya da anlaşılmadığımızı hissettiğimizde susamıyoruz. Amma velakin nedenler sonucu değiştirmiyor. Susmayı öğrenmemiz lazım.

Uhud harbinde şehit olan bir gencin annesi, oğlunu kanlar içinde görünce, (Oğlum sana Cennet müjde olsun!) demesi üzerine Peygamber efendimiz aleyhisselam buyurdu ki:
(Ne biliyorsun, belki boş sözler konuşurdu.) [Tirmizi]

Yani hesapsız Cennete girmeyecektir. Boş konuşanlar bu sözlerinden hesaba çekileceklerdir. Hesaba çekilmek de bir nevi azaptır.

Abdullah bin Selam hazretlerinin Cennetlik olduğu bildirilince Eshab-ı kiram, kendisini Cennetlik eden amelinin ne olduğunu sordular. O da, (Boş söz konuşmam ve kimseye karşı kötülük beslemem) diye cevap verdi.

İbni Abbas hazretleri buyurdu ki:
(Üzerine elzem olmayan, sana faydası dokunmayan hususlarda konuşma, çünkü bu fuzuli bir iştir. Zararından da emin değilsin. Yeri gelmedikçe de lüzumlu olan sözü konuşma! Çok defa faydalı söz yerini bulamadığından kaybolup gider.)

Lokman Hakim hazretlerine, hikmetin ne olduğu sorulduğunda, (Bize lazım olmayan şeyin üzerinde durmamak ve gizli şeyleri araştırmamak) diye cevap verdi.

Bize gerekmeyen şeyi başkasından sual etmek de malayanidir. Bunu sormakla kıymetli vaktimizi kaybetmiş oluyoruz. Aynı zamanda sorduğumuz kimsenin de vaktini almış oluyoruz.

Faydasız şeylerle meşgul olmamalıdır, ağzımızdan çıkan her kelimeden mesulüz. Nefeslerimiz sermayemizdir. Dilimiz Cennet nimetlerine kavuşturacak, bir vasıtadır. Dilimizi ihmal edip, başıboş salıvermek, büyük zararlara sebep olur.

Boş konuşmak gibi, fuzuli konuşmak da kötüdür. Maksadı kısaca anlatmak mümkünken, uzun cümlelerle ve tekrarlarla ifade etmek fuzulidir. Yani ihtiyaçtan fazla konuşulmuş olur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(İlmi ile amel edene, malının fazlasını tasadduk edene ve sözünün fazlasını tutana müjdeler olsun!) [Taberani]

İnsan önemsiz sandığı bazı sözler yüzünden helake sürüklenir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(İnsan, önemsiz sandığı bir söz söyler. Bu söz Allahü teâlânın rızasına muvafık düştüğü için kıyamete kadar ondan razı olur. Bir başkası da hiç önem vermediği bir söz yüzünden kıyamete kadar Allahü teâlânın gazabına uğrar.) [Tirmizi]

Allahü teâlânın rızasının ve gazabının hangi işte, hangi sözde olduğunu bilmeyiz. Bu bakımdan hiçbir sözü, hiçbir iyiliği ve kötülüğü küçük görmemelidir. Cenab-ı Hak, rızasını iyilikler içinde, gazabını da günahlar içinde saklamıştır. Önem verilmeyen bir günah, Allahü teâlânın gazabına sebep olabilir. Onun için sözümüze dikkat etmeliyiz. Atalarımız, (Söz var, iş bitirir; söz var, baş yitirir) demişlerdir.


About Zehra Karaaslan

«
Next
Sonraki Kayıt
»
Previous
Önceki Kayıt