» » » » » Abdülkadir Geylani Hazretleri - Gunyetut Talibin - 3.Zekat


Müslüman kimsenin zekat verecek kadar malı varsa üzerinden bir kameri yıl geçtikten sonra zekat vermesi farzdır.


Zekat kimlere verilir:
1.Fakir
2.Miskin
3.Zekat memurları
4.Müellifel kulub (kafirlerden olup zekat verilince müslüman olacak kişiler)
5.Mükatib
6.Borcu olan ve ödeyemeyen müslümanlar
7.Kendi memleketinde zengin olsa da bulunduğu yerde fakir olan veya alacakları olup da alamayıp muhtaç durumda olan kimse

Sadaka: Farz olan zekatı verdikten sonra az veya çok nafile olarak sadaka vermelidir.

Sadaka-i Fıtır:İhtiyacı olan eşyadan fazla malı olanın ramazan bayramı veya gecesinde (tan yeri ağarırken) fıtra vermesi vaciptir.


Abdulkadir Geylani Hazretleri Gunyetüt Talibin eserinden zekat bölümünü sesli dinlemek için videoyu tıklayınız.


FİTRE SADAKASI 

Her Müslüman, fitre sadakasını da vermelidir. Şayet geçimleri üzerindeyse şunlar namına fitre sadakasını verir. Kendisinin, kadınının, kölesinin, oğlunun, anasının, babasının, kız kardeşinin, erkek kardeşinin, amcasının, amcası çocuklarının.. Yakınlık derecelerine göre, bunların fitresini verir.

Kendisini, kendi geçindirmekle yükümlü olduğu kimselerin yiyeceklerinden fazla imkân var ise, bayram günü veya bayram gecesi fitre sadakasını vermek gerekir. 

FİTRENİN MİKTARI

Fitre sadakasının miktarı bir SA’ ölçeğidir. Ki bu Irak tartısına göre, beş rıtıl ve bir rıtılın üçte biridir.

(Bu hesap her mahallin kendine göre yapılır ki, doksan dirhem ve bir dirhemin üçte bir miktarıdır.)

Şunlardan fitre verilir : Hurma, kuru üzüm, buğday, arpa, arpa ve buğday unundan, arpa ve buğday karışımı yapılan aştan.

Sahih bir rivayete göre, yoğurttan yapılan akıt ki:

— Keş.

Diye bilinmektedir, bundan da fitre sadakası verilmektedir.

Fitre sadakası verilmesi için; üstte anlatılan çeşitten şeyler yok ise, her beldenin kendi yediği şeylerden verir. Meselâ : Pirinç, darı ve daha başka hububattan.

ZEKÂT VERİLECEK KİMSELER 

Zekât verecek kimse; zekâtını, aşağıda sayılacak sekiz sınıf kimseye verir. Kaldı ki bunlar, sırası ile Kur’ân-ı Kerim’de anlatılmıştır. (Bak : Tevbe Sûresi. 60. Âyet.)

1 — Fakirler.

Fakirler : Kendilerine yetecek kadar dünyalığı olmayan kimselerdir.

2 — Miskinler.

Miskinler : Aç kalmayacak kadar bir miktara sahip olan ve daha fazla ihtiyacını gidermek için bir imkâna sahip olmayan kimselerdir.

3 — Âmiller.

Âmiller : Devlet büyüğü tarafından zekât tahsiline memur tayin edilen ve bu zekâtı, devlet büyüğüne teslim edinceye kadar koruyan kimselerdir.

4— Müellefe-i Kulub.

Müellefe-i Kulub : İleride İslâm dinini kabul etmeleri umulan kimselerdir. Yani : Kendilerine bir miktar dünyalık mal verilince. Yahut bunlara verilen mal şu sebebe dayanır : Onların şerlerinden Müslümanları korumak.

5 —Rikab.

Rikab : Sahibi tarafından, belli bir para veya mal getirdiği takdirde hür olacağı şarta bağlanan köledir.

Üstteki mânâdan olarak : Bir kimse, bir köleyi efendisinden satın alıp azad etse de caizdir.

Bir rivayete göre : Bu mânâ yerindedir.

6 — Garimun.

Garimun : Altından kalkamayacak kadar büyük borç altında bulunan kimselerdir.

7 — Fisebilillah.

Fisebilillah : Bunlar, Allah yolunda mücahid kimselerdir. Ki bunlar, ne imamın (halifenin), ne de başka bir sultanın kayıt defterine yazılıdır. Kendi inandıkları yoldan cihatlarını, Islâm esaslarına göre yürütürler.

Bu zümre, zengin olsalar dahi, kendilerine zekât verilir.

8 — İbnüssebil.


İbnüssebil : Bazı imkânsızlıklar sebebi ile yolda kalan kimsedir. Amma, beldesinden yola çıkmak üzere olan kimse değil.

SIĞIRIN ZEKATI 

Otuz sığırın zekâtı : Yaşını dolduran erkek veya dişi bir danadır.

Kırk sığırın zekâtı : İki yaşını dolduran dişi danadır.

Altmış sığır için : İki yaşını dolduran erkek dana verilir.

Yetmiş sığırın zekâtı : Yaşını dolduran bir erkek dana ile, iki yaşını bitiren bir dişi danadır.


Bu hesap nazara alınarak, üstteki sayıdan sonra her otuz sığır için, yaşını dolduran bir erkek dana; her kırk sığır için de iki yaşını dolduran bir dişi dana verilir.

ZEKAT 

Konusu: Zekât üzerinedir.

Müslüman olan kimseye zekât vermek de gerekli bir farz emirdir; gayet zekâta tabi malı var ise.
Zekât vermeyi gerektiren mal kıymeti şöyle tesbit edilmiştir :
a) Yirmi miskal altın.
b) İki yüz dirhem gümüş.
c) Sayılan iki değerin birine eş değerde ticaret malı.
d) Beş tane deve.
e) Otuz adet sığır.
f) Kırk adet koyun.

Sayılan hayvan cinsi şeyler, ticaret mallarının senelerini doldurmuş olmaları gerekir.

Köle olana, kölelikten kurtulmak için efendisinin tayin ettiği miktar parayı toplamaya çalışan kesimli köleye (mükâtebe) zekât , vermek gerekli değildir. Zira, bunlara zekât farz olmamıştır.

Altından ve gümüşten çıkarılacak zekât miktarı : Rüb’u uşür’dür. Yani: Onda birin dörtte biri. Bu hesaba göre : Yirmi dinardan, yarım dinar zekât çıkarmak gerekir. Zira onun uşrü (onda biri) iki dinar olup rüb’u (dörtte biri) ise, yarım dinar olur.


İki yüz dirhemden beş dirhem zekât verilir. Zira iki yüzün uşrü (onda biri) yirmi dirhem olup rüb’u (dörtte biri) dahi beş dirhem olur.

SADAKA 

Bir kimse, kendisine farz olan zekâtım verdikten sonra, sadaka da vermelidir. Yani : (sünnet) olarak. Bu çeşit sadaka da, bir Müslüman için sevilen bir iştir.

Her imkânı olan Müslüman, gece gündüz, az çok sadaka vermelidir. Bilhassa şu mübârek aylarda : Receb, Şaban ve Şehr-i Ramazan.

Bayram günleri, Aşûra günü, kıtlık ve sıkıntılı günlerde.

Anlatılan sadakalar verildiği takdirde, mal, can, çoluk - çocuk âfi-yete kavuşur.


Sadaka verilince, dünyada iken, yerini tezce, yenisi alır; âhirette ise, bol sevap alınır.

KOYUN-KEÇİ CİNSİNİN ZEKATI 

Her kırk koyunun zekâtı : Bir şattır. Yani : Altı ayını dolduran bir tokludur. Yüz yirmiye kadar bu hesap devam eder.

Yüz yirmi bir koyunun zekâtı : İki şattır. Yani : İki tane altı ayını dolduran iki tokludur. İki yüze kadar bu hesap devam eder.

İki yüz bir koyunun zekâtı : Üç şattır. Üç yüze kadar bu hesap muteberdir.


Üç yüzü aşan koyun miktarının zekâtı : Her yüz için bir şattır.

DEVENİN ZEKATI 

Beş devenin zekâtı bir şattır. Şat ise : Altı ayım doldurmuş bir tokludur. Keçi cinsinden verecekse, bir yaşım doldurmuş bir çebiç vermesi gerekir.

On deveye iki şat (altı aylık toklu) verilir.

On beş deveye üç şat verilir.

Yirmi deveye dört şat verilir.

Yirmi beş devenin zekâtı ise : Mehad’dır. Mehad şu mânâyadır :

Bir yaşını bitirip ikinci yaşma giren bir dişi deve yavrusu.

Mehad vermeye gücü yetmeyen, bir ibn-i lebun verir. îbn-i lebun şudur : İki yaşını doldurup üç yaşma giren bir erkek deve yavrusu.

Otuz altı deve için verilecek zekât : Bint-i lebundur. Bint-i lebun :

İki yaşını bitirip üç yaşma giren bir dişi deve yavrusudur.

Kırk altı devenin zekâtı : Hıka’dır. Hıka : Üç yaşını bitiren bir dişi devedir.

Altmış bir devenin zekâtı, Ciz’adır. Ciz’a : Dört yaşını bitiren bir dişi devedir.

Yetmiş altı devenin zekâtı, İki bint-i lebundur. Yani : İki yaşını

bitirip üç yaşma giren iki âdet dişi devedir.

Doksan bir devenin zekâtı : İki hıka’dır. Hıka : Üç yaşını dolduran bir dişi devedir. Yüz yirmi deveye kadar bu miktar değişmez.

Develer yüz yirmiyi aştıktan sonra, her kırk başına bir bint-i lebun verilir. Yani : İki yaşını doldurup üç yaşma giren bir dişi deve. Her elli için de, bir hıka verilir. Yani: Üç yaşını dolduran bir dişi deve.


Kaynak: Gunyet'üt Talibin, Hakkı Arayanların Kitabı ve Müridlerin Kitabı Abdulkadir Geylani

About Zehra Karaaslan

«
Next
Sonraki Kayıt
»
Previous
Önceki Kayıt