» » » » » Abdulkadir Geylani Hazretleri Gunyetut Talibin 43 Asure günü

asure gunu

Allah-ü Teâlâ şöyle buyurdu :

— «Allah’a göre; Allah’ın hitabında, yeri ve semaları yarattığı günden beri ayların sayısı on ikidir. Onlardan dört tanesi haram olan aylardır.» (9/36)


Bu âyet-i kerime üzerinde daha önce de durulup değişik manaları verildi..

Bu âyet-i kerimede anlatılan haram aylardan biri de muharrem ayıdır. işbu ay, Allah katında saygı gösterilmeye lâyık görülen bir aydır.

Bu ay içinde aşura günü vardır ki; o gün sevab işleyenlerin ecri Allah katında çok büyük olacaktır.

Bu manadaki bir rivayet, bize şu raviler yolu ile gelmiştir :

Babasından naklen, Ebu Nasr..

Mücahid ve lbn-i Abbas.. Allah ondan razı olsun..

Resulüllah S.A. efendimizin şöyle buyurduğu anlatılmıştır :

— «Bir kimse, muharrem ayında bir gün oruç tutar ise., onun için her güne otuz günlük oruç sevabı vardır.»

Meymun b. Mihran yolu ile gelen bir rivayette; İbn-i Abbas r.a. Resulüllah S.A. efendimizin şöyle buyurduğunu anlatmıştır :

— «Bir kimse, muharrem ayında, aşura günü oruç tutar ise., onun için on bin melek sevabı verilir.

Bir kimse, muharrem ayında aşura günü oruç tutar ise., onun için 011 bin şehit sevabı, on hin har eden ve ömre eden sevabı verilir.

Bir kimse, aşura günü bir yetimin başını okşar ise., o yetimin başındaki tüylerin sayısı kadar o kimsenin cennette derecesini artırır.

Bir kimse, aşura gecesi, oruçlu bir mümine iftar ziyafeti verir ise.. Muhammed ümmetinin tümüne iftar ziyafeti vermiş ve hepsinin karnını doyurmuş kadar olur.»

Bu arada, sahabe Resulüllah S.A. efendimize şöyle dedi :

— Ya Resülellah, bu manaya göre, Allah-ü Teâlâ aşura gününü, diğer günlere bakarak daha üstün kılmıştır.

Bunun üzerine, Resulüllah S.A. efendimiz şöyle buyurdu :

— «Evet, öyledir.

Allah-ü Taâlâ, semaları aşura günü yarattı..

Dağları aşura günü yarattı..

Denizleri aşura günü yarattı..

Kalemi aşura günü yarattı..

Levhü aşura günü yarattı..

Adem aleyhisselâmı aşura günü yarattı.. Adem aleyhisselâmı aşura günü cennete koydu..

İbrahim aleyhisselâm, aşura günü doğdu. Allah-ü Taâlâ onu aşura günü ateşten kurtardı. Oğluna kurban fedaisini aşura günü yolladı..

Firavun, aşura günü suda boğuldu.

Allah-ü Taâlâ Eyyub aleyhisselâmı hastalık belâsından aşura günü kurtardı.

Allah-ü Taâlâ Adem aleyhisselâmın tevbesini aşura günü kabul buyurdu..

Allah-ü Taâlâ, Davud aleyhisselâmın günahını aşura günü bağışladı..

İsa aleyhisselâm, aşura günü doğdu..

Kıyamet de aşura günü kopacaktır.»

Bir başka rivayete göre; İbn-i Abbas r.a. Resulüllah S.A. efendimizin şöyle buyurduğunu anlatmıştır :

— «Bir kimse, aşura günü oruç tutar ise.. Allah-ü Taâlâ onun için, altmış senelik namazlı oruçlu sevap yazar.

Bir kimse, aşııra günü oruç tutar ise., onun için bin şehit sevabı verilir.

Bir kimse, aşura günü oruç tutar ise., onun için Allah-ü Taâlâ yedi kat semadakilerin sevabı kadar sevap yazar.

Bir kimse, aşura günü, oruçlu bir mümine iftar riyafeti verir ise.. Muhammed ümmetinin tümüne iftar ziyafeti vermiş ve onların karınlarını doyurmuş kadar olur.

Bir kimse, aşura günü bir yetimin başını okşar ise., onun başındaki tüylerin sayısı kadar Allah-ü Taâlâ kendisine cennet, derecesi artırır.»

Bu sırada, Hazret-i Ömer r.a. şöyle dedi :

— Ya Resulellah, Allah-ü Taâlâ aşura gününü vermekle bize üstünlük ihsan eyledi..

Bundan sonra, Resulüllah S.A. efendimiz şöyle buyurdu :

— «Allah-ü Taâlâ, semaları ve yeri öyle bir aşura günü yarattı.

Dağları da öyle bir aşura günü yarattı.

Yıldızları da öyle bir aşura günü yarattı..

Arşı aşura günü yarattı. Kürsiyi dahi onun gibi bir aşura günü yarattı.

Levhü aşura günü yarattı; kalemi dahi, onun gibi bir aşura günü yarattı.

Cebrail aleyhisselâmı aşura günü yarattı; melekleri dahi, onun gibi bir aşura günü yarattı..

Adem aleyhisselânı, aşura günü yaratıldı..

İbrahim aleyhisselâm aşura günü doğdu. Allah-ü Taâlâ onu ateşten aşura günü kurtardı. Oğluna dahi, kocaman koç fedaisini aşura günü yolladı.

Firavun, aşura günü suda boğuldu..

İdris aleyhisselâm, aşura günü semaya yükseldi..

Eyyub aleyhisselâm, aşura günü, hastalığından kurtuldu..

İsa aleyhisselâm, aşura günü semaya yükseldi, İsa aleyhisselâmın doğumu dahi, aşura günü olmuştu..

Allah-ü Taâlâ, Adem aleyhisselâmın tevbesini aşura günü kabul buyurdu..

Davud aleyhisselâmın günahı aşura günü bağışlandı..

Allah-ü Taâlâ, Süleyman aleyhisselâma mülkünü aşura günü verdi..

Yüce Rahman Rabbın arşa istivası, aşura günü olmuştur.

Kıyamet dahi, aşura günü kopacaktır.

Semadan ilk yağmur, aşura günü yağmıştır.

İlk rahmet, aşura günü nazil olmuştur.

Bir kimse, aşura günü boy abdesti alır ise., ölüm hastalığı hariç; hiç hasta olmaz.

Bir kimse, aşura günü gözlerine sürme çeker ise., sene boyunca göz ağrısı görmez..

Bir kimse, aşura günü bir hastayı ziyaret eder ise.. Adem'in oğlunu ziyaret etmiş gibi sevab alır.

Aşura günü birine bir içimlik su veren kimse., göz açıp kapayacak kadar zaman dahi, Allah’a asi olmamış gibi olur.

Bir kimse, aşağıda anlatılacak şekilde dört rekat namaz kılar ise.. Allah-ü Taâlâ onun elli senelik geçmiş; elli senelik de gelecek günahını bağışlar.. Mele-i âlâda dahi, onun için nurdan bir köşk yapar :

a) Her rikâtında bir kere Fatiha suresi okunur.

b) Elli bir kire (51) İhlâs suresi okunur.»

Bir başka rivayette ise, bu namaz şöyle anlatılmıştır :

— «Dört rikât olup her iki rikâtta selâm verilir.

Her rikâtta, bir kere Fatiha suresi okunur.

Her rikâtta, bir Zilzal suresi okunur. (99. Suredir.)

Her rikâtta, bir kere Kâfirun suresi okunur. (109. Suredir.)

Her rikâtta bir kere İhlâs suresi okunur. (112. Suredir.)

Namaz bittikten sonra da, Resulüllah S.A. efendimize yetmiş kere salâvat okunur.»

Bu hadis-i şeifi, Ebu Hüreyre r.a. anlatmıştır. Allah ondan razı olsun..

Ebu Hüreyre’den r.a. gelen bir başka rivayette ise, Resulüllah S.A. efendimizin şöyle buyurduğu anlatılmıştır :

— «Allah-ü Taâlâ İsrailoğullarına senede bir gün oruç tutmayı farz kıldı. O da, aşura günü orucu olup muharrem ayının onuncu günüdür.

O gün, siz de oruçlu olunuz. O günde, çoluk çocuğunuza bolluk gösteriniz.

Her kim, aşura günü, malından bolca harcar ise.. Allah-ü Taâlâ, senenin diğer günlerinde ona bolluk ihsan eyler..

Bir kimse, aşura günü oruç tutar ise., kırk senelik günahına kefaret olur.

Bir kimse, aşura gecesini ihya eder de; gündüzünü dahi oruçlu geçirir ise., ölüm acısını anlamadan ölür..»

Hazret-i Ali r.a. tarafından rivayet edilen bir hadis-i şerifte ise, Resulüllah S.A. efendimizin şöyle buyurduğu anlatılmıştır :

— «Bir kimse, aşura gününü ihya eder ise.. Allah-ü Taâlâ onu dilediği gibi diriltir..»

Süfyan b. Uyeyne, Cafer Kûfî, İbrahim b. Muhammed b. Münteşir yolu ile bir başka rivayet gelmiştir :

Anlatıldığına göre : İbrahim b. Muhammed b. Münteşir; zamanında kûfe’de görülen en faziletlilerdendi.

O şöyle anlatmıştır :

— Bir kimse, çoluk çocuğuna aşura günü bolluk gösterir ise.. Allah-ü Taâlâ, senenin kalan günlerinde ona bolluk ihsan eyler.

Allah rahmet eylesin; Süfyan şöyle dedi :

— Anlatılan durumu, elli sene denedik; bolluktan başka bir şey görmedik.

Abdüllah r.a. tarafından gelen bir hadis-i şerifte, Resulüllah S.A. efendimiz şöyle buyurmuştur :

— «Bir kimse, aşura günü çoluk çocuğuna bolluk gösterir İse.. Allah-ü Taâlâ senenin diğer günlerinde bolluk ihsan eyler..»

Anlatıldığına göre; geçmişteki büyük zatlardan biri şöyle demiştir :

— Bir kimse, zinet günü sayılan aşura günü oruç tutar ise., senenin içinde kaçırdığı nafile oruçlara yetişmiş olur.

Bir kimse, aşura günü sadaka verir ise., sene içinde kaçırdığı sadaka verme sevabına yetişmiş olur..

Allah rahmet eylesin; Yahya b. Kesir şöyle anlattı :

— Bir kimse, içinde misk bulunan sürme ile aşura günü gözünü sürmeler ise., gelecek senenin aynı gününe kadar gözünden şikâyet etmez..

Bir başka rivayet, bize şu raviler yolu ile gelmiştir :

Babasından naklen, Ebu Nasr..

Ebu Galiz b. Ümeyye Half Cemhî..

Bunların rivayetine göre : Resulüllah S.A. efendimiz bir gün evimde göçken kuşu gördü; şöyle buyurdu :

— «Bu, aşura günü oruç tutan ilk kuştur.»

Kays b. Ubade şöyle anlattı :

— Vahşî hayvanlar, aşura günü oruç tutarlar.

Ebu Hüreyre’den r.a. gelen bir rivayete göre; Resulüllah S.A. efendimiz şöyle buyurmuştur :

— «Ramazan ayından sonra tutulan en faziletli oruç :

— Muharrem..

Olarak bilinen Allah’ın ayında tutulan oruçtur.

Farz namazlardan sonra, kılınan en faziletli namaz, aşura günü gece yansında kılınan namazdır.»

Hazret-i Ali r.a. Resulüllah S.A. efendimizin şöyle buyurduğunu anlattı :

— «(Allah’ın ayı olan muharrem ayında, Allah-ü Taâlâ bir kavmin tövbesini kabul buyurdu.

Onlardan başka bir kavmin tevbesini de kabul buyuracaktır.»

İbn-i Abbas’tan r.a. gelen bir rivayete göre; Resulüllah S.A. efendimiz şöyle buyurmuştur :

— «Bir kimse, zilhicce ayının son günü; muharrem ayının dahi ilk gününü oruçlu geçirir ise., geçmiş seneyi oruçla kapamış; gelecek seneye de oruçla başlamış olur.

Allah-ü Taâlâ bu vesile ile onun elli senelik günahını siler..»

Urve, Hazret-i Âişe’nin r.a. şöyle dediğini anlattı :

— Aşura, cahiliyet devrinde Kureyş’in oruç tuttuğu bir gündü..

Mekke’de iken, Resulüllah S.A. dahi, o günü oruç tutardı.

Resulüllah S.A. efendimiz, Medine-i Münevvere’ye geldikten sonra

ramazan orucu farz oldu..

Bu durumda, isteyen aşura gününü oruç tuttu; isteyen de tutmayıp bıraktı..

İbn-i Abbas r.a. şöyle anlattı :

— Resulüllah S.A. efendimiz, Medine-i Münevvere’ye geldiği zaman gördü ki ; Yahudîler oruç tutuyorlar.

Bu durumu onlara sorduğu zaman, dediler ki :

— Allah-ü Taâlâ, bugün Musa aleyhisselâma ve İsrailoğullarına yardım etti. Firavun’u alt etti.

Bunun için, ona tazim olarak oruç tutuyoruz.

Bunun üzerine, Resulüllah S.A. efendimiz şöyle buyurdu :

— «O günü oruçlu geçirmeye bizim daha çok hakkımız var..»
Bu fasılda, aşura gününün faziletleri üzerinde duracağız..

Hazret-i Ali’nin r.a. oğlu Hazret-i Hüseyin r.a. aşura günü şehid edildi.

Ümmü Seleme r.a. şöyle anlattı :

— Resulüllah S.A. efendimiz, benim konağımda idi.

Bu sırada, Hazret-i Hüseyin onun yanma geldi.

Onları kapıdan gördüm; Hazret-i Hüseyin r.a. Resulüllah S.A. efendimizin göğsüne yaslanmıştı; oynuyordu.

Bu sırada, Resulüllah S.A. efendimizin elinde bir parça çamur toprak vardı. Gözlerinden dahi yaşlar akıyordu.

Hazret-i Hüseyin onun yanından çıkınca ben girdim. Resulüllah S.A. efendimize şöyle dedim :

— Anam babam sana feda ya Resulellah.. Demin elinde bir parça çamur toprak vardı ve sen ağlıyordun; neden?.

Resulüllah S.A. efendimiz bana şöyle buyurdu ;

— «O göğsüme yaslanmış oynuyordu. Bundan da ferahlık duyuyordum.

Bu sırada, Cebrail aleyhisselâm geldi. Onun şehit edileceği ; toprağını bana verdi.

Bunun için ağlıyordum.»

Allah rahmet eylesin; Hasan-ı Basrî’nin şöyle dediği anlatıldı :

— Süleyman b. Abdilmelik Resulüllah S.A. efendimizi rüyada görmüş..

Resulüllah S.A. efendimiz kendisini müjdeliyor ve kendisini mükâfata lâyık görüyormuş..

Sabah oldukta, bu rüyasını Hasan’a Rh. anlatmıştır. Hasan Rh. onun bu rüyasını dinleyince şöyle demiştir :

— Her halde sen, Resulüllah’ın S.A. ehl-i beytinden birine iyilik etmiş olacaksın..

Bunun üzerine şöyle demiştir :

— Evet öyle oldu..

Hazret-i Hüseyin’in mübarek başını Muaviye oğlu Yezid’in mahzeninde buldum. Onu beş kat ipekliye sardım. Arkadaşlarımdan bir toplulukla onun namazını kılıp kabrine gömdüm.

Bunun üzerine, Hasan Rh. şöyle demiştir ;

— İşte senin bu yaptığın iyi işten Resulüllah S.A. efendimiz hoşnut olmuştur.

Onun bu tabirinden dolayı, Hasan-ı Basrî’ye iyilikte bulundu. Ona mükâfat verilmesi için emir verdi.

Hamza b. Ziyat’ın şöyle dediği anlatıldı:

Resulüllah S.A. efendimizi ve İbrahim Halil aleyhisselâmı rüyada gördüm. Hazret-i Ali’nin r.a. oğlu Hazret-i Hüseyin’in kabri üzerinde namazını kılıyorlardı..

Bu manada, bir başka rivayet, şu raviler yolu ile bize gelmiştir : Babasından naklen Ebu Nasr..

Üsame..

Bunlar, rivayetlerini Cafer b. Muhammed’e ulaştırmaktadırlar ki,

o dahi şöyle anlatmıştır :

— Hazret-i Hüseyin’in şehid edildiği gün, Hazret-i Ali oğlu Hazret-i Hüseyin’in kabrine yetmiş bin melek indi..

Orada, kıyamet gününe kadar ağlayacaklardır.
AŞURA İSMİ 

İlim sahipleri, aşura gününe bu ismin verilmesi üzerine değişik görüşler ileri sürdüler.

Ulemadan büyük bir çoğunluk şu görüştedir :

— Aşura gününe bu ismin verilmesinin sebebi : Muharrem ayının onuncu gününe geldiği içindir.

Bazıları da şöyle dediler :

— Aşura gününe bu ismin verilmesinin sebebi : Allah-ü Taâlâ’nın bu ümmete ihsan eylediği ikramların onuncusu olmasındandır.

O ikramlar sırası ile şöyledir :

1 — Receb ayıdır.. Ki bu ay : Şehrüllah’ü - asamm olarak bilinir.

Allah-ü Taâlâ, bu ayı Muhammed ümmetine ikram olarak vermiştir. Aylar arasında onun değeri, ümmetler arasında Muhammed ümmetinin değeri kadardır.

2 — Allah-ü Taâlâ’nın bu ümmete ikinci ikramı, şaban ayıdır.

Sair aylara bakarak, şaban ayının fazileti, sair enbiya üzerine, Resulüllah S.A. efendimizin üstün fazileti gibidir.

3 — Allah-ü Taâlâ’nın bu ümmete ikramlarından biri de, ramazan ayıdır.

Ramazan ayının diğer aylara bakarak üstün faziletinin bir misali : Yüce Allah'ın, halkına nazaran üstünlüğü gibidir.

4 — Allah-ü Taâlâ’nın bu ümmete ikramlarından biri de, kadir gecesidir.

Ve., kadir gecesi, bin aydan hayırlıdır.

5 — Allah-ü Taâlâ’nın bu ümmete bir ikramı da ramazan bayramıdır.

Bugün, Allah-ü Taâlâ’nın bu ümmete mükâfat ihsan eylediği gündür.

6 — Allah-ü Taâlâ’nın bu ümmete ikramları arasında, on günler de vardır.

Bu on günler, Allah-ü Taâlâ’nın zikrinin yapıldığı günlerdir.

7 — Allah-ü Taâlâ’nın bu ümmete ikramları arasında, bir de arefe günü vardır.

Arefe günü oruç tutmak, iki senelik günaha kefarettir.

8 — Allah-ü Taâlâ’nın bu ümmete ikramları arasında kurban gününü de saymak gerek..

İşbu gün, Allah’a yakınlık kazanılır.

9 — Cuma günü dahi, Allah-ü Taâlâ’nın bu ümmete ikramları arasındadır.

Ve., cuma günü, günlerin efendisidir.

10 — Allah-ü Taâlâ’nın onuncu ikramı ise., aşura günüdür.

Aşura günü oruç tutmak, bir senelik günaha kefaret sayılır.

Üstte sayılan vakitlerden hemen her biri; Allah-ü Taâlâ’nın bu ümmete bir ikramıdır. Onların günahlarına kefaret kılmıştır. Hatalarından onları temize çıkarmak için bu ikramları yapmıştır.

Ulemadan bir başkası da şöyle demiştir :

— Bugün için :

— Aşura..

İsminin verilmesi; Allah-ü Taâlâ’nın on peygambere, aşura gününde on çeşit ikramda bulunmasına bağlıdır. Şöyleki :

1 — Âdem aleyhisselâm..

Bugün içinde, Allah-ü Taâlâ Âdem aleyhisselâmın tevbesini kabul buyurmuştur.

2 —Îdris aleyhisselâm..

Allah-ü Taâlâ, îdris aleyhisselâmı aşura günü semada yüce mekâna çıkarmıştır.

3 — Nuh aleyhisselâm..

Allah-ü Taâlâ Nuh aleyhisselâmın gemisini aşura günü karaya çıkarıp Cudî dağına oturttu.

4 — İbrahim aleyhisselâm..

İbrahim aleyhisselâm; aşura günü doğdu. Allah-ü Taâlâ kendisini aşura günü Halü eyeldi, onu Nemrud’un ateşinden aşura günü kurtardı.

5 — Davud aleyhisselâm..

Allah-ü Taâlâ, Davud aleyhisselâmın tevbesini aşura günü kabul buyurdu. Oğlu Süleyman peygamberin mülkünü dahi, aşura günü verdi.

6 — Eyyub aleyhisselâm..

Allah-ü Taâlâ Eyyub aleyhisselâmı aşura günü hastalığından kurtardı.

7 — Musa aleyhisselâm..

Allah-ü Taâlâ Musa aleyhisselâmı, aşura günü denizde boğulmaktan kurtardı. Firavun’u dahi, aşura günü denizde batırdı.

8 — Yunüs aleyhisselâm..

Allah-ü Taâlâ, Yunüs aleyhisselâmı balığın karnından aşura günü kurtardı.

9 — İsa aleyhisselâm..

Allah-ü Taâlâ İsa aleyhisselâmı, aşura günü semaya çıkardı..

10 — Muhammed aleyhissalâtü vesselâm..

Resulüllah S.A. efendimiz, aşura günü doğmuştur.

AŞURA GÜNÜNÜN TAYİNİ ÜZERİNE 

İlim sahipleri, aşura gününün tayini üzerine değişik görüşler ileri sürmüşlerdir.

Yani : Aşura günü, muharrem ajanın hangi günü olduğu üzerine.. Ulemadan pek çoğu şöyle demiştir :

— Aşura günü, muharrem ayının onuncu günüdür.

Daha önce de, anlatıldığı üzere, en sağlam görüş budur.

Ulemadan bazısı da şöyle demiştir :

— Aşura günü, muharrem ayının on birinci günüdür.

Rivayet edildiğine göre, Hazret-i Âişe r.a. şöyle demiştir :

— Aşura günü, muharrem ayının dokuzuncu günüdür.

Anlatıldığına göre; Hakim b. A’rac İbn-i Abbas’a r.a. şöyle sormuştur :

— Aşura günü olarak hangi gün oruç tutulur?.

Şu cevabı almıştır :

— Muharrem ayı hilâlini gördükten sonra günleri saymaya başla. Dokuzuncu günü de oruçlu ol..

Sordum :

— Resulüllah S.A. efendimiz de aşura günü orucunu böyle mi tutardı?.

Şöyle dedi :

— E ve t..

İbn-i Abbas’tan gelen bir rivayete göre; şöyle anlatmıştır :

— Resulüllah S.A. efendimiz aşura günü oruç tuttu; o gün oruç tutulması için dahi emir verdi.

Dediler ki :

— Ya Resulellah, bugüne Yahudi ve Nasara dahi tazim etmektedir?

Bunun üzerine, Resulüllah S.A. efendimiz şöyle buyurdu :

— «O halde, gelecek sene muharrem ayının dokuzuncu günü oruç tutarız..»

Ancak, ertesi seneye kalmadan, Resulüllah S.A. efendimiz ebedî âleme teşrif eyledi.. .

İbn-i Abbas r.a. bir başka rivayetinde, Resulüllah S.A. efendimizin şöyle buyurduğunu anlatmıştır :

— «Eğer gelecek seneye kadar kalırsam, dokuzuncu günü oruç tutarım.»

Bunu, aşura gününü kaçırma tehlikesi dolayısı ile anlatmıştır.

AŞURA GÜNÜ, ORUÇ TUTULMASINI İSTEMEYENLER 

Tazim edilmesi üzerine hayli rivayet gelen bu büyük günde oruç

tutanlara, bazı kimseler iyi söz etmemişlerdir.

Şu kanaatlarını  açıklamışlardır : Hazret-i Ali oğlu Hazret-i Hüseyin’in o günde şehit edildiği için oruç tutmak caiz değildir.

Şöyle dediler :

— Yerinde olur ki; Hazret-i Hüseyin’in yitirilmesi ile. bütün insanlar musibete uğramış oldular. Bunun için de, üzüntü ve keder içinde bulunmaları gerek..

Size gelince., o günü bir ferah ve sürur günü bilmektesiniz.

Yine o günde; çoluk çocuğa bolluk göstermeyi, çokça harcamayı emrediyorsunuz.

Fakirlere, zayıflara, yoksullara sadaka vermeyi de emrediyorsunuz.

Halbuki anlatıldığı şeyleri yapmak, Hazret-i Hüseyin için Müslümanlara düşen bir vazife değildir.

Böyle bir şey etmek, onun hakkına saygı dahi sayılmaz.

Ancak, böyle bir şey söyleyen hatalıdır. Gittiği yol dahi, bozuktur; çirkindir.

Zira, Allah-ü Taâlâ, peygamberi Resulüllah S.A. efendimizin torununa böyle uğurlu bir günde şehadet nasib eylemiştir. Ki o gün; günlerin en şereflisi, en büyüğü ve en değerlisidir. Allah katında dahi, günlerin en üstünüdür.

Ta ki : O günde onun dereceleri yüksele ve nail olacağı ikram dahi bol ola..

Bütün bunlar, o günün keremli oluşundan olacaktır.

Bu yoldan, şehid olarak giden Hulefa-i Raşidin’in derecelerine de ulaşmış ola.. Allah onlardan razı olsun..

Şayet onun ölüm gününü bir musibet günü olarak kabul edersek; ondan daha büyük bir musibetin olduğu günü musibet günü bilmemiz gerek.. Yani : Pazartesi gününü..

Zira, Allah-ü Taâlâ peygamberi Muhammed’in ruhunu o gün almıştır. Ona salât, ona selâm..

Hişam b. Urve, Hazret-i Âişe’nin r.a. şöyle dediğini anlattı :

— Hazret-i Ebu Bekir r.a. bana şöyle sordu :

— Resulüllah S.A. efendimizin vefatı ne günü oldu?.

Dedim ki :

— Pazartesi günü idi..

Şöyle dedi :

— Temennim o ki, ben de o gün öleyim..

Ve.. Hazret-i Ebu Bekir dahi, o gün, yani : Pazartesi günü vefat etti. Allah ondan razı olsun..

Şu bir gerçektir ki : Hazret-i Resul’ün ve Hazret-i Ebu Bekir’in yitirilmesi, onlardan başkalarının yitirilmesinden daha önemlidir.

Kaldı ki : Ulema pazartesi gününün pek şerefli bir gün oluşu üzerinde fikir birliğine sahiptir. Keza o gün, oruç tutmanın fazileti üzerine dahi ittifak etmişlerdir.

Bundan başka, pazartesi, ameller Yüce Allah’a arz olunur.

Perşembe günü dahi, kulların amellerinin Yüce Allah’a çıkarıldığı gündür.

Ve., ne pazartesi, ne de perşembe günleri birer musibet günü olarak bilinir..

Ve., onlar gibi, aşura günü dahi, bir musibet günü olarak bilinmemelidir.

Şayet aşura günü, bir musibet günü olarak kabul edilecek olur ise., artık ferah ve sürur günü olacak hiç bir gün kalmaz..

Bu manadaki rivayetleri, ayrıntıları ile daha önce anlattık; o günün faziletini belirttik.

Şöyleki :

Allah-ü Taâlâ o gün, nice peygamberini düşmanlarından kurtarmış; düşmanlarını dahi o gün helâk etmiştir.

Bu helâk edilen düşmanlar arasında Firavun ve kavmini sayabiliriz.. Daha başkaları da vardır.

Allah-ü Taâlâ, yeri ve semaları; çeşitli eşyaları aşura günü yaratmıştır.

Âdem aleyhisselâmı dahi aşura günü yaratmıştır.

Aşura günü oruç tutanlara, Allah-ü Taâlâ bol sevab hazırlamıştır.

Aşura günü oruç tutanların günahları silinecek; hataları atılacaktır.

Aşura günü, kalan günler arasında; iki bayram, cuma, arefe ve başka faziletli günler gibidir.

Şayet aşura günü bir musibet günü olarak kabul edilecek olsaydı; böyle bir şeyi sahabe ve tabiin kabul ederdi. Zira, o günlere onlar bizden daha yakındır; özellikleri bizden daha fazladır.

Halbuki, aşura günü çoluk çocuğa karşı eli açık olmak, o gün oruç tutmak için, onlardan teşvik gelmiştir.

Hasan-ı Basrî’den gelen bir rivayette, şöyle dediği anlatılmıştır :

— Aşura günü oruç tutmak farzdır.

Hazret-i Ali dahi, aşura günü oruç tutmak için emir vermiştir.

Oruç tutanlara Hazret-i Âişe r.a. sormuş :

— Bugün oruç tutma emrini size kim verdi?.

Demişlerdir ki :

— Hazret-i Ali..

Bunun üzerine, şöyle demiştir :

— Kalan ashabdan sünnetleri en iyi bilen odur.

Bu arada, Hazret-i Ali r.a. dahi, Resulüllah S.A. efendimizin şöyle buyurduğunu anlatmıştır :

— «Bir kimse, aşura gecesîni ihya eder ise., yani : İbadetle geçirir ise.. Allah-ü Taâlâ onu, arzusuna uygun bir şekilde kıyamet günü diriltir..»

Bütün bu rivayetler gösteriyor ki : Faslın başında anlatılan kimselerin tuttuğu yol batıldır.

En iyisini Yüce Allah bilir.

Kaynak: Gunyet'üt Talibin, Hakkı Arayanların Kitabı ve Müridlerin Kitabı Abdulkadir Geylani.

Sohbeti dinlemek için videoyu tıklayın





About Zehra Karaaslan

«
Next
Sonraki Kayıt
»
Previous
Önceki Kayıt