Hamdetmek, birliğinin önünde ön olmıyan Allah'a mahsustur.


Bilki ön de O dur. Ve anın tekliğinin sonunda son yoktur. Bilki son da O dur. Allah vardır, onunla beraber ön yoktur. Onunla beraber son da yoktur.Yakınlık da, uzaklık da yoktur. Keyf de yoktur. İn, hin ve avan da yoktur Vakit, zaman, üst, alt ta yoktur. Kevn de mekân da yoktur. O, şimdiki halde de evvelce dir. O, birliksiz bir'dir ve teklik olmaksızın tek'dir.İsimle müsemmadan mürekkeb de değildir. Zira onun ismi müsemması da kendidir. Şu halde isim onun dur. O da isminin gayri değildir. İşte bunun müsemma da odur.

O, evveliyetsiz evvel, ahıriyetsiz ahir, zahir, batiniyetsiz batındır. O, evvel harfinin vücudu ve sırrıdır. Ahir, zahir, batın harflerinin de vücud dur. Onun vücudunda bu harflerin ve bu harflerdeonun vücudunun sereyanı olmaksızın evvel, ahir, ancak O dur. İmdi - Hululiye'nin galatına düşmemek için bunu iyi anla!
O, bir şeyde değildir. Onda da bir şey yoktur. O, bir şeyin içinde veya dışında da değildir. O'nu bu sıfatla bilmek gerektir, ilim ile kavi ile, fehm ve vehm ile değil. Zahir veya batın gözü ile de değil, idrâk ile de değil.
  
 Onu ancak O görür ve O'nu ancak O idrâk eder ancak O bilir.
Kendi zatını kendi zatı ile görür ve bilir. Onu kendinin gayri bir kimse görmez. Kendinin gayri bir kimse idrâk etmez.
Onun hicabı kendisini örten, gizliyen kendi birliğidir. Onu kendinin gayri birşey hicaplamaz (perdelemez örtmez). Onun hicabı kendi vücududur. Kendi vücudunu keyfiyetsiz olarak birliği ile örter, gizler.

O'nu, kendinin gayri hiçbir kimse görmez. Peygamber nebiyyi mürsel'de görmez. Ve ne kâmil bir veli ne de yakini olan Melek, Meleki Mukarreb o'nu bilmez- Onun nebi'si kendidir, Resulü de kendidir, risaleti de kendidir, kelâmı da kendidir.
Kendinin gayri sebep ve vasıta olmaksızın kendi zatını kendi zatı ile kendi zatından kendi zatına gönderdi. Mursil (gönderen) ve (mürselün bih) kendisile gönderilen ve (mürselün ileyh) kendisine gönderilen arasında fark yoktur, (neb'e - haber) harflerinin ve (enbiya - haberciler) harflerinin vücudu onun vücududur, onun gayri değildir. Ve onun gayrinin vücudu yoktur. Onun (fena yok olmasıda yoktur. Ve onun ismi, müsemması da yoktur. Bunun için (nebi) sallallahü aleyhi vesselem: (Nefsini bilen Rabbini bildi buyurdu. Ve Rabbimi Rabbim ile bildim buyurdu.
Peygamberimiz bu sözlerle işaret buyurdu ki muhakkak sen, sen değilsin. Ve sen, sen olmaksızın o sun. O, senin içinde değildir, sende onun içinde değilsin. Ve Hak', senin dışında değildir. Sende Hak'kın dışında değilsin.' Ve ben bu sözlerle senin zatının ve sıfatının mevcut olduğunu muradetmem. Belki senin ebeden mevcut olmadığını muradederim.
  
 Sen zatınla ve onunla ve onda onunla beraber  mevcut olmazsın. Ve sen fani değilsin mevcudda değilsin. Ve bu illetlerden bir bir illet olmaksızın o, sen'dir.
Şimdi vücudunu bu sıfat ile bildin ise muhakkak Allah'ı bildin. Aksi halde bilmedin.

Kaynak: Muhyiddin Arabi Hz. Rabbini Bilen Nefsini Bilir Risalesi

About Zehra Karaaslan

«
Next
Sonraki Kayıt
»
Previous
Önceki Kayıt