» » Bu da Gecer Ya Hu

hikaye


Dervişin birinin yolu bir gün bir köye düşer. Köy halkı çok fakirdir ve onu misafir edecek durumları yoktur.


Kendisini ağırlayıp misafir etmesi için Şakir adında, durumu gayet iyi, varlıklı birinin çiftliğini tarif edip gönderirler. Derviş yola koyulur. Yolda Rastladığı başka köylüler ona köyde Halid Adında bir başka zengin daha olduğunu söylerler.

Bir süre sonra Derviş Şakir’in çiftliğine varır. Şakir hem gönlü zengin hem de çok misafirperver bir insandır. Dervişi misafir ettiği süre boyunca onu çok memnun eder. Derviş bir müddet misafir olduktan sonra artık yola çıkma vakti gelmiştir. Derviş Şakir’e memnuniyetini dile getirip teşekkür ettikten sonra;

“Böyle zengin olduğun için hep şükret” der.

Bunun üzerine de Şakir;

“Hiçbir şey olduğu gibi kalmaz. Bazen görünen, gerçeğin kendisi değildir. Bu da geçer…”

Bir zaman sonra Derviş’in yolu yine aynı köye düşer ve Şakir’i hatırlar. Yanına gidip ziyaret etmek ister. Şakir’in çiftliğine gittiğinde hiçbir şey yoktur. Durumu öğrenmek için köylülerle konuşur. Şakir’in iyice fakir düştüğünü ve en yakın arkadaşı Halid’in yanında çalıştığını öğrenir. Hemen Halid’in çiftliğine gider ve Şakir’i bulur. Şakir’in üstünde eski püskü kıyafetler vardır ve hizmetçi olarak çalışıyordur. Meğer oralarda vukuu bulan bir sel felâketinde Şakir’in bütün malı mülkü telef olmuştur. Ailesini geçindirmek için, toprakları selden zarar görmeyen Halid’in yanında çalışmaktadır. Şakir, bu kez Derviş’i son derece fakir olan evinde misafir eder. Bir lokma ekmeğini onunla paylaşır.

Derviş’in kalkma vakti gelmiştir ve Şakir’e olup bitenlerden ötürü ne kadar üzgün olduğunu söyler. Şakir:

“Üzülme… Bu da geçer…” der.

Yıllar sonra Derviş’in yolu yine bu köye düşer ve Şakir’i ziyaret eder. Gördükleri karşısında şaşkına döner. Olan biteni hemen Şakir’den öğrenir. Halid birkaç yıl önce ölmüş, ailesi olmadığı için de bütün mirasını en sadık hizmetkârı ve eski dostu Şakir’e bırakmıştır. Şakir, artık Halid’in konağında oturmaktadır, kocaman arazileri ve binlerce sığırı ile yine yörenin en zengin insanıdır. Derviş eski dostunu iyi gördüğü için ne kadar sevindiğini söyler ve yine aynı cevabı alır:

“Bu da Geçer”

Derviş bir müddet Şakir’in misafiri olduktan sonra en kısa sürede kalkar ve gider.

Kısa bir süre sonra Derviş yine Şakir’i ziyarete gelir. Şakir’i arayıp bulamayınca köylülerle konuşur. Şakir’in vefat ettiğini bi tepede mezarının olduğunu öğrenir. Mezarının başına gidince, mezar taşında Şakir’in dilinden eksik olmayan sözü görür.

“Bu da geçer”

Derviş;

“Ölümün nesi geçecek?” diye sayıklayarak gider.

Birkaç yıl sonra tekrar mezarını ziyarete gider. Fakat ortada ne tepe vardır ne de mezar. Büyük bir sel gelmiş tepe un ufak etmiş, Şakir’in mezarından da en ufak bir iz kalmamıştır.

O aralar ülkenin sultanı, kendisi için çok değişik bir yüzük yapılmasını ister. Öyle bir yüzük ki, mutsuz olduğunda umudunu tazelesin, mutlu olduğunda ise kendisini mutluluğun tembelliğine kaptırmaması gerektiğini hatırlatsın… Hiç kimse sultanı tatmin edecek böyle bir yüzüğü yapamaz. Sultanın adamları da bilge Derviş’i bulup yardım isterler. Derviş, sultanın kuyumcusuna hitaben bir mektup yazıp verir. Kısa bir süre sonra yüzük sultana sunulur. Sultan önce bir şey anlamaz; çünkü son derece sade bir yüzüktür bu. Sonra üzerindeki yazıya gözü takılır, biraz düşünür ve sonra yüzüne büyük bir mutluluk ışığı yayılır. Orada: “Bu da geçer Ya Hu !!!” yazmaktadır.

About Zehra Karaaslan

«
Next
Sonraki Kayıt
»
Previous
Önceki Kayıt