İslamın ilk emri oku. İslamı doğru yaşamak için öncelikle Kuranı kerimi okumalıyız ama dilimiz farklı olduğu için mealini de okumalıyız.


İçeriğini anlamadıktan sonra okumak onu anlamaya ve uygulamaya yetmez. Bu yüzden mealini de okuyalım. Okuyup uygulamamak da değil bu emirdeki niyet. Okuyalım ve uygulayalım.

Puta tapan Mekke halkına rağmen Hz Muhammed Mustafa s, Nur dağında ki Hira mağarasında inzivaya çıkar ve tek Allaha ibadet ederdi.

Son peygamber olarak tüm âlemlere gönderilen Rasülüllah efendimize burada En büyük melek olan Cebrail a. İlk sureyi ve OKU emrini getiriyor;

Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın ismiyle.
1- Yaratan Rabbinin adıyla oku!
2- İnsanı bir kan pıhtısından yarattı! 
3- Oku! Rabbin sonsuz kerem sahibidir.
4- O Rab ki kalemle yazmayı öğretti.
5- İnsana bilmediği şeyleri öğretti.
6- Hayır! Doğrusu (kâfir) insan azgınlık eder.
7- Kendisinin muhtaç olmadığını zannettiği için.
8- Muhakkak ki dönüş mutlaka Rabbinedir.
9-10 - Namaz kıldığı zaman, bir kulu engelleyeni gördün mü?
11- Gördün mü (ne dersin?), ya o (kul) doğru yolda olur,
12- Veya kötülüklerden sakınmayı emrederse?
13- Gördün mü, ya bu (adam, hakkı) yalanlar, yüzçevirirse,
14- O adam, Allah'ın kendini gördüğünü hiç bilmiyor mu?
15-16 - Hayır, hayır! Eğer o, bu davranışından vazgeçmezse, and olsun ki biz, onu perçeminden, o günahkâr ve yalancı perçeminden tutup cehenneme sürükleriz.
17- O zaman o taraftarlarını yardıma çağırsın.
18- Biz de Zebanileri çağıracağız.
19- Hayır, sakın onu dinleme de, secde et ve yaklaş!

İlk ayetlerde iki defa OKU diye emredilmiştir, Peygamberimizin anlattığına göre birinci emirden sonra; ben okuma bilmem, sözü üzerine ikinci defa olarak Cebrail a. Rasülüllah’ı s. Sıkarak tekrar, OKU diye emretmiştir.
Burada Peygamberimizin okuma yazma bilmemesi üzerinde biraz duralım. Edebiyatın en gelişmiş çağını yaşadığı  bir zamanda tüm insanlığa gönderilen peygamberimiz Ümmi idi yani anadan doğduğu gibi okuma yazma bilmiyordu, bu gerçek bu gün tüm insanlığı Kur’an’a yöneltecek kadar büyük bir hakikattir.
Aşağıda ki ayetlerde hem resulümüzün s. Ümmiliğini hem de bunun nedenini bulabiliriz;

7:157 - Onlar ki, o ümmî peygambere uyarlar, yanlarındaki Tevrat ve İncil'de yazılmış bulacakları o peygambere uyup, onun izinden giderler ki, o, onlara iyiyi emreder ve onları kötülüklerden alıkoyar, temiz ve hoş şeyleri kendilerine helâl kılar, murdar ve kötü şeyleri de üzerlerine haram kılar, sırtlarından ağır yükleri indirir, üzerlerindeki bağları ve zincirleri kırar atar, işte o vakit ona iman eden, ona kuvvetle saygı gösteren, ona yardımcı olan ve onun peygamberliği ile birlikte indirilen nuru izleyen kimseler var ya, işte asıl murada eren kurtulmuşlar onlardır.

7:158 - De ki; ey insanlar! Ben sizin hepinize Allah'ın resulüyüm. O Allah ki, göklerin ve yerin bütün mülkü O'nundur. O'ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Öldüren de, dirilten de O'dur. Bundan dolayı gelin, Allah'a ve resulüne iman edin. Allah'a ve Allah'ın bütün kelâmlarına iman etmiş bulunan o ümmî peygambere, evet ona uyun ki, hidayete erebilesiniz.


62:2 - O'dur ki ümmiler içinde, kendilerinden olan ve onlara Allah'ın âyetlerini okuyan, onları temizleyen, onlara kitap ve hikmeti öğreten bir Peygamber gönderdi. Oysa onlar, önceden apaçık bir sapıklık içinde idiler.

 Ankebut. 48. Sen bundan önce ne bir yazı okur, ne de elinle onu yazardın. Öyle olsaydı, bâtıl’a uyanlar kuşku duyarlardı.
İşte Kur’an’ın edebi bir şaheser oluşunun esrarı esas burada saklıdır. 
Okuma yazma bilmeyen Peygamberimiz s. Cebrail a. Okudukça, kaybetmemek için ezberlemeye çalışıyor ve hemen tekrarlıyordu. Bu Konuda da Kur’anı kerimin ilk ayetlerinde şöyle uyarılıyor;

75:16 - Onu hemen okumak için dilini depretme.
   
75:17 - Kuşkusuz onu toplamak ve okumak bize aittir.

Şimdi birazda Okuma üzerinde duralım.
Kur’anda nazil olan ilk ayet ve surelerde Kalem, Okuma, Mürekkep hokkası, Satırlar, gibi ilmin ilk heceleri ve aracıları geçmektedir. Zira her şeyin başı ilimdir, o da bu elemanlarla mümkündür.
Bütün insanlığa hele bizim yani Müslümanların içinde ki  İslam’ın ilme ve okumaya verdiği değerden habersiz  kişilere bunu belletmek boynumuzun borcudur.

Okuma kelimesinin Kur’anda karşılığı iki kelimeyle vardır;
1-Tilavet; 60 ayette çeşitli müştemilatıyla geçer. Bunlartdan bie tabesi şöyledir; 
Bakara, 151. Nitekim kendi içinizden size ayetlerimizi okuyan, sizi kötülüklerden arındıran, size Kitabı ve hikmeti talim edip bilmediklerinizi size öğreten bir Resûl gönderdik.

2-Kıraat; Kur’an kelimesi  de bu kökten olmak üzere 86 ayette geçer. onlardan bir tanesi şöyledir;


6:19 - De ki: "Şahitlik yönünden hangi şey daha büyüktür?". De ki: "Allah, benimle sizin aranızda şahittir ve bana bu Kur'ân vahyolundu ki, onunla hem sizi, hem de sizden sonra kendisine ulaşan herkesi uyarayım. Allah'la beraber başka ilâhlar olduğuna siz gerçekten şahitlik eder misiniz?" De ki: "Ben buna şahitlik etmem". "O, ancak ve ancak bir tek ilâhtır ve gerçekten ben, sizin ortak tuttuğunuz şeylerden uzağım" de.

Bize rehber olarak gönderilen Kur’an-ı Kerim, bizden bir beklenti içinde. O beklenti ise, okuyanın okuduğunu anlaması ve yaşaması. 
Nitekim Allah (cc) Sad Sûresi’nde,
“Biz sana feyizli, kutlu bir kitap indirdik ki insanlar onun ayetlerini iyice düşünsünler ve aklı yerinde olanlar ders alsınlar.” buyuruyor. 

Sevgili Müslüman kardeşlerim kuranın mealini okuyalım. Okuyup anlayalım, hayatımızda uygulamaya çalışalım.

Kuranı Kerim Meali (Diyanet İşleri Başkanlığı) Pdf İndir
Kuranı Kerim Meali (Elmalılı Hamdi) Pdf İndir
Kuranı Kerim Meali (Yaşar Nuri Öztürk) Pdf İndir

About Zehra Karaaslan

«
Next
Sonraki Kayıt
»
Previous
Önceki Kayıt