» » » » Risalei Nur Altıncı Söz


islami bilgiler

Geçen gün üniversitede katıldığım Risalei Nur dersinde öğrendiğim konuyu yazacağım.

Allah dersi aldığım kurumun yetkililerinden ve dersi anlatan hocadan razı olsun. Mükemmel bir ortam ve mükemmel bir dersti. Elhamdülillah. Rabbime şükürler olsun faydalanmamı nasip etti. Rabbim hepimizi affetsin ve bizlere bu dünyada da ahirette de iyilik afiyet versin inşallah.


BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

“ Allah mü'minlerden canlarını ve mallarını,karşılığında cenneti onlara vermek suretiyle satın almıştır.”Tevbe suresi 111.
Nefis ve malını Cenab-ı Hakka satmanın ve ona kul olmanın,asker olmanın ne kadar karlı bir ticaret,ne kadar şerefli bir rütbe olduğunu anlamak istersen,şu temsili hikayeciği dinle ;
Zamanın birinde bir padişah,vatandaşlarından iki adama her birisine emaneten birer çiftlik verir.Ki içinde fabrika,makine,at,araba,silah gibi her şey vardır.Fakat fırtınalı bir savaş zamanı olduğundan,hiç bir şey kararında kalmaz,ya yok olup gidiyor,yada değişime uğruyor,bozuluyor.Padişah o iki nefere,mükemmel merhametinden kaynaklanan bir fermanla ;” O elinizde ki emanetimi bana satınız;ta sizin için muhafaza edeyim koruyayım.Boş yere ziyan olmasın.Hem savaş bittikten sonra size daha güzel bir şekilde iade ederim.Hem sanki o emanetler sizinmiş gibi size yüksek de bir fiyat vereceğim.Hem o fabrikadaki aletler benim namımla ve benim el tezgahlarımda çalıştırılacak;hem ücretleri birden bine yükselecek.Bütün karı size vereceğim.Hemde siz aciz ve fakirsiniz.O koca işlerin masraflarını karşılayamayabilirsiniz.Bütün masrafları ve gerekli şeyleri ben halledeceğim.Bütün hasılatı ve üretimi size vereceğim,hemde terhisat zamanına kadar elinizde bırakacağım.İşte beş mertebe kar içinde kar.!Eğer bana satmazsanız,zaten görüyorsunuz ki,hiç kimse elindekini muhafaza edemiyor.Herkes gibi elinizden çıkacak,hem boş yere gidecek,hem o yüksek fiyattan da mahrum kalacaksınız.Hem o nazik kıymettar aletler düzenekler,kullanılması gereken önemli madenler ve işler bulunmadığından,bütün bütün kıymetten düşecekler.Hem idare ve muhafaza zahmeti ve külfeti başınıza kalacak.Hem de emanete hıyanet muamelesi de göreceksiniz.İşte beş derece zara içinde zarar!Hem de bana satmak,bana asker olup benim namımla tasarruf etmek demektir.Adi bir esir ve başıbozuğa bedel,ali bir padişahın has serbest bir askeri yaveri olursunuz.”buyurur.
Onlar bu iltifatı ve fermanı dinledikten sonra, o iki adamdan aklı başında olanı dedi ki;”Baş üstüne ben bu satıştan gurur duyarım.İftihar ederim.Binlerce de teşekkür ederim.”der.
Diğer mağrur ve nefsi firavunlaşmış,kendini beğenmiş,ayyaş,sanki o çiftlikte ebedi kalacakmış gibi,dünya kadar zelzele ve karışıklıklardan haberi yok gibi;” Yok ya padişah kim,ben malımı mülkümü satmam,keyfimi bozmam.”der.Bir zaman sonra birinci adam öyle bir mertebeye çıktı ki,herkes haline gıpta ediyordu.Padişahın lütfuna mazhar olmuş,has sarayında saadetle yaşıyordu.Diğer kibirli adam öyle bir hale düşmüştü ki,herkes ona acıyor,hem de bunu hak etmiştin diyordu.Çünkü hatasının neticesi olarak,hem saadeti ve mülkü gitmiş,hem ceza ve azap çekiyordu.
İşte ey heveslerinin peşinde koşan nefsim! Şu misalin dürbünüyle hakikatın yüzüne bak.İşte o padişah,Ezel ve Ebed Sultanı olan Rabbindir.seni yaratandır.ve o çiftlikler,makineler,aletler,düzenekler ise senin dünya hayatında ki malın mülkün ve o malların içindeki cisim,ruh ve kalbin ve onlar içindeki göz,dil,akıl,hayal gibi iç ve dış organlarındır.Ve o yaveri ekrem ise Resul-i Ekremdir.Ve o ferman-ı ahkam ise Kur'an-ı Hakimdir ki bahsinde bulunduğumuz büyük ticareti şu ayetle ilan ediyor;“ Allah mü'minlerden canlarını ve mallarını,karşılığında cenneti onlara vermek suretiyle satın almıştır.”Tevbe suresi 111.
Ve o dalgalı muhabere yani savaş meydanı ise,şu fırtınalı dünya yüküdür ki,durmuyor,dönüyor,bozuluyor ve her insanın aklına şu fikri veriyor.”Madem
her şey elimizden çıkacak,fani olup kaybolacak,acaba sonsuza dönüştürmenin kalıcı hale getirmenin bir çaresi yok mudur? Deyip düşünürken,birden gökten Kur'anın sesi işitiliyor ve diyor ki”Evet var,Hem beş derece daha karlı bir surette,güzel ve rahat bir çaresi var”
Soru ; Nedir bu çare?
Cevap ; Emaneti gerçek sahibine satmak,İşte o satışta beş derece kar içinde kar var.
Birinci kar ; Fani mal beka bulur ebedileşir.Çünkü Kayyum-u Baki olan Zat-Zülcelal'e verilen mal ve O'nun yolunda sarf edilen şu geçici ömür,ebediliğe dönüşür.Ebedi meyveler verir.O zaman ömür dakikaları sanki tohum çekirdek hükmünde dış görünüş itibarıyle yok olur,çürür.Fakat ebedi alemde saadet çiçekleri açar ve kabirde ışıklı, cana yakın dost misali birer manzara olurlar.
İkinci Kar; Cennet gibi bir fiyat veriliyor.
Üçüncü kar ; Her uzuv ve organların kıymeti birden binlere çıkar.Mesela akıl bir alettir.Eğer Cenab-ı hakka satmayıp belki nefsinin hesabına çalıştırırsan,öyle uğursuz sıkıntı veren ve rahatsız edici bir alet olur ki,geçmişin elemli,acılı hatıralarını,geleceğin dehşetli endişelerini korkularını senin çaresiz başına bela eder.Bereketsiz ve zararlı bir alet olur çıkar.İşte bunun içindir ki günahkar adam,aklın sıkıntı verici rahatsızlıklarından kurtulmak için büyük ihtimalle ya sarhoşluğa veya eğlenceye kaçar.Eğer hakiki sahibine satsan ve O'nun hesabına çalıştırsan,akıl öyle sihirli bir anahtar olur ki,şu kainatta sınırsız rahmet(şefkat merhamet) hazinelerini ve anlamlı,gayeye uygun yani hikmetli definelerini açar.Ve bununla sahibini ebedi saadete hazırlayan bir rabbani yol gösterici derecesine çıkar.
Mesela göz öyle bir organdır ki ruh bu alemi o pencere ile seyreder.Eğer Cenab-ı Hakka satmayıp belki nefis hesabına çalıştırırsan,geçici,devamsız bazı güzellikleri,manzaraları seyirle şehvet ve nefsin heveslerine kötü ve çirkin işler için yol gösterici mahiyette hizmetçi olur.Eğer gözü,gözünü yaratan her şeyi gören sanatçıya satarsan ve O'nun hesabına ve O'nun izni dairesinde çalıştırırsan,o zaman gözün şu kainat kitabının bir yorumcusu,şu mucize hükmünde alemin bir seyircisi ve yer kürenin bahçesindeki rahmet çiçeklerinin mübarek bir arısı seviyesine yükselir.Mesela dildeki tat alma duyusunu mükemmel yaratıcıya satmazsan,belki nefis hesabına,mide adına çalıştırırsan,o midenin ahırına ve fabrikasına bir kapıcı seviyesine düşer.Eğer Rızık veren Kerim'ine satarsan,o zaman dildeki duyular,ilahi rahmetin hazinelerinin bir hünerli bakanı ve Kudret Sahibi Rabbinin Mutfağının şükreden bir müfettişi olur.
İşte ey akıl dikkat et!Uğursuz bir alet nerede,kainat anahtarı nerede ? Ey göz,İyi bak! Adi bir çirkin işler rehberi nerede,Allah'ın kütüphanesinin fen bilimleri uzmanı bakanı nerede?Ve ey dil iyi tat!Bir ahır kapıcısı ve fabrika yasakçısı nerede,Rahmet hazinesinin organı bir bakan nerede?
Ve daha bunlar gibi diğer organları aletleri mukayese etsen anlarsın ki Gerçekten müslüman cennete layık ve kafir cehenneme layık bir mahiyet kazanır.ve bunların her birinin bu şekilde kıymet kazanmasının sebebi,müminin imanıyla Allah'ın emanetini O'nun namına ve O'nun izni dairesinde kullanmasıdır.Kafirin de hıyanet edip nefsi hesabına çalıştırmasıdır.
Dördüncü kar ; İnsan çok zayıf bir yaratıktır.Fakirdir,ihtiyacı çok fazladır;hayat yükü pek ağırdır.Eğer Her şeye gücü yeten Allah'ına dayanıp her şeyin sonucunu O'ndan beklemeyi adet etmezse,O'na güvenip sırtını O'na dayamazsa,O'na teslim olmazsa vicdanı daima azap içinde kalır.Sonuçsuz neticesiz sıkıntı çekmeleri,elemler,üzüntüler onu boğar.Ya sarhoş olur gezer veya canavar olur terör estirir.
Beşinci kar ; Bütün uzuv ve organların ibadeti ve tespihatı ve o yüksek ücretleri,en muhtaç olduğun bir zamanda cennet yemişleri suretinde sana verileceğine,zevk ve keşif konusunda ileri,yüksek ihtisas elde etmiş değerli insanlar bizzat şahit olmuşlar ve bu konuda ittifak etmişler.İşte bu beş mertebe karlı ticaret, yapmazsan,bu karlardan mahrumiyetten başka,beş derece hüsran içinde hüsrana düşersin.
Birinci hasaret (zarar) ; O kadar sevdiğin mal ve evlat ve kulluk ettiğin nefis ve heveslerin ve düşkün olduğun gençlik yılların yok olup senin elinden çıkacak.Fakat günahlarını,elemlerini sana bırakıp boynuna yükleyecekler.
İkinci hasaret ; Emanete hıyanet cezası çekeceksin.Çünkü en kıymetli aletleri en kıymetsiz şeylerde sarf edip nefsine zulmettin.
Üçüncü hasaret ; Bütün o kıymetli insani cihazlar hükmündeki duyu ve organları hayvanlardan çok aşağı bir dereceye düşürüp,ilahi hikmet yüklü, anlamı ve gayesi çok kutsal yaratılışına iftira ve zulmettin.
Dördüncü hasaret ; Acziyetin ve fakirliğinle beraber,pek ağır yükünü zayıf beline yükleyip,yokluk ve ayrılık tokadı altında daima inleyip feryat edeceksin.
Beşinci hasaret ; Ebedi hayatın esasları ve ruhun saadeti ve ihtiyaçları için verilen akıl kalb,göz dil gibi güzel Rahmani hediyeleri,cehennem kapılarını açan çirkin şeylere çevirmiş olacaksın.
Şimdi satmaya bakacağız.Acaba o kadar ağır bir şey midir ki,çokları kaçar bu işten?Hayır asla ve kat'iyyen!Hiç öyle bir ağırlığı yoktur.Zira helal dairesi geniştir,keyfe kafi gelir.Harama girmeye hiç luzum yoktur.Allah'ın farz kıldığı emirler hem hafif hem azdır.Allah'a kul ve asker olmak öyle lezzetli bir şereftir ki tarif edilmez.Vazife ise,yalnız bir asker gibi,Allah namına işlemeli,başlamalı.Ve Allah hesabıyla vermeli ve almalı.Ve izni ve kanunu dairesinde hareket etmeli,sükunet bulmalı.Kusur ederse tövbe istiğfar etmeli.

Ya Rab kusurumuzu affet.Bizi kendine kul kabul et.Emanetini alacağın zaman kadar bizi emanette emin kıl.Duamızı kabul et.”demeli ve O'na yalvarmalı.

About Zehra Karaaslan

«
Next
Sonraki Kayıt
»
Previous
Önceki Kayıt